cemil

cemil
@cemo4153
Ay vurmuyorsa yüzüne, güneş vurmuyorsa pencerene kabahati ne ay'da ne güneş'te ara, gözlerindeki perdeyi arala. ~mevlana~
Kar yağıyor bu şehre... Yoksun... Yağmur yağarken de yoktun... Rüzgar çok sert esti geçenlerde yine yoktun, Ilık estiğinde de ! Hani şu gezdiğin kaldırımlar var ya ; Bakım yapıyordu geçen gün belediye... Sanki kırılan taşları değil de ciğerimi söktüler yerinden izlerini silerken...! Canım yandı...! Sustum... Ağladım gizlice onlar gülerken...
Reklam
Adını söylerken bile titreyen bir dilim varken yokluğunda... Nasıl yaşarmasın bu gözler seni düşünürken?. Ayışığım.... Derdin derdimdir diyip sorandır sevgili.. Sadece iyi günde degil, Kötü gününde de yâr'inim diyendir sevgili..
Beklediğim biri var; Bakışına hasret kaldığım Kimselere söyleyemediğim Yüreğimde Özenle gizlediğim Hüsrana uğrayan yüreklere inat, Ben; onun hayaline sevdalıyım. Daha tanışmadık oysaki! Gözlerine doya doya bakamadım Henüz karşılaşmadık halbuki Fakat sözlerine sanki ezelden aşinayım… Hüsrana uğrayan yüreklere inat, Ben; onun hayaline sevdalıyım… Yolunu gözlediğim biri var; Kalbimi fetheden, ama uzaklarda Bilmedigim yürümedigim yollarında Uçan kuşlara soracağım bulana kadar. Hüsrana uğrayan yüreklere inat, Ben; onun hayaline sevdalıyım.. İlk görüşte tanıyacak ruhum Onunla can bulacak umudum… Şimdi yolum; kar, fırtına olsa da; Beklediğim ve bekleyeceğim biri var. Hüsrana uğrayan yüreklere inat, Ben; onun hayaline sevdalıyım
SUSMAYA GİDİYORUM.......... Artık ben de SIKILDIM ! güçlü görünmekten, içim düğüm düğümken başka düğümleri çözmekten. Herkese yetişmekten ama hep kendime geç kalmaktan. Eskiden olsa bir şekilde yakasından tutardım hayatın, ama şimdi tutundugum her hayat elimde kalıyor..... Ya benim gücüm tükenmiş ya da hayatın karşıma çıkardığı yürekler çok acımasız.... Haketmeyenler en konforlu kalplerde sefalarını sürerken, nedense ben hep iyi halden tahliye ediliyorum yüreklerden ama şimdi sevmeyi bilmeyen Yüregimi Konuşmayı bilmeyen dilimi Kaldırdım Raflara SUSMAYA GİDİYORUM.....
Çay içerken üzerine çıkan çöplerini gelecek olan misafirlere yorardık... Çöp uzunsa uzun boylu, kısa ise kısa boylu, şişman misafir gelecekti, çöpü ağzımızda çiğner sertse erkek yumuşaksa kadın misafir gelecek derdik ve o gün misafir gelirdi de.. hamur yoğururken sıçrarsa da misafir geleceğine yorumlanırdı... MİSAFİR. önemliydi bereketini bırakırdı.... o günlerde misafİr çat kapı gelirdi, bilirdi ki zaten gideceği hanede beklenirdi..... Şimdi insanlık gittiği yere o çay çöplerini de götürdü yok oldu artık çayımızda bizi mutlu eden çay çöplerini de insanlığı da çat kapı misafiri de unuttuk akrabaya bile çat kapı gidilmez oldu zaten çayın tadı da kaçtı çünkü çay kalabalığı sever yalnız içilmezdi,.... ÇAY KOYDUM GEL... Bu söze hasret kaldık....
Reklam