İnsan; ne kadar saçma savaşlarda kendini yorduğunu, hiç değmeyecek insanlara ne kadar büyük anlamlar yüklediğini, gereksiz korku ve kaygılarla kendini nasıl yıprattığını, kendi seçimleri sandıklarının savrulduğu rüzgarlar olduğunu anladığında büyümeye başlıyor.
Varoluşumuza uygun olmayan bir ortamda, bizi asla anlamayan insanlarla yaşamak zorunda kalmanın ve onlara uyumlanmaya çalışmanın bedeli, nevroz ve bedensel hastalıklarla ödenir.
İnsan bir noktadan sonra, hiç kimsenin olmamışlığını, hasetliğini, kötülüğünü, aptallığını, şımarıklığını tolere etmekle uğraşmak istemiyor. Zamanı azalınca, hayatın bunlarla uğraşılmayacak kadar kısa olduğunu anlıyor ve diyor ki, "herkes yerinde sağ olsun"