"Biz o kadar uzak olduğunu zannederken, geçmişin bu kadar yakınında olması ne tuhaf. Bir cümleden fırlayıp sizi çağırıvermesi tuhaf. Her bir nesne ve sözcüğün, içinde bir hayalet barındırabilmesi tuhaf."
"Keşke zamanı durdurmanın bir yolunu bulabilseydik," dedi kocası. "Üstüne çalışmamız gereken şey bu. Hani bir mutluluk anı gelip geçerken, ağzımızı üstüne atıp bir kelebek gibi yakalayabilsek, o an hep bizimle kalsa."