Kitabın ismine bakınca insan bambaşka bir şey bekliyor. Ben de ilk başta daha fantastik, dünyada köklü değişimlerin yaşandığı bir hikâye okuyacağımı düşünmüştüm. Ama kitap, adının çağrıştırdığından çok daha farklı bir yerde duruyor. Aslında bize anlatmak istediği şey, yolculuğun sonunda açığa çıkıyor.
Yazar, dilini özellikle sade tutmuş. Öyle süslü cümleler, karmaşık kelimeler yok; tam tersine çok akıcı bir anlatımı var. Bu sadelik aslında kitabın gücü, çünkü bizi sözcüklerin oyununa değil, duygulara ve sorgulamalara yönlendiriyor. Anlatıcının isimsiz bırakılması da bence çok bilinçli bir tercih. Bu sayede “herkes” olabiliyor ve okurken kendimizi kolayca onun yerine koyabiliyoruz.
Kitap ilerledikçe “vazgeçişler” üzerinden hayatı sorgulatıyor. Bir şeylerden feragat etmek karşılığında yaşamaya devam etmek… Başta ölümden kaçış gibi görünen bu pazarlıklar, zamanla yaşamın anlamını keşfetmeye doğru evriliyor. Aslında mesele kaybolan şeylerin kendisi değil, onların bizde bıraktığı izler.
En sevdiğim yanlarından biri de okurken kendi kendine sorular sormana sebep olması. “Ben olsam neyi feda ederdim?” diye düşünmek bile başlı başına kitabın gücünü gösteriyor.
Beni en çok etkileyen nokta, kitabın hayata dair verdiği küçük ama çok değerli mesajı oldu:
"Yaşadığımız anın kıymetini bilmek. Gereksiz sandığımız şeylerin aslında ne kadar anlam taşıdığını görmek. Ve belki de en önemlisi, yarın hiç gelmeyecekmiş gibi yaşamak."
Sonuç olarak, çok bayıldım diyemem ama keyif aldım. Okuması hızlı, dili basit olduğu için özellikle kitap okuma alışkanlığı kazanmak isteyenler için güzel bir tercih olabilir. Benim için 10 üzerinden 6’lık bir yolculuktu.
Bir Gün Kediler Dünyadan Yok OlsaydıGenki Kawamura
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!