Günlerden bir gün, hayatın zaten bunlardan başka bir şey olamadığını, tasalanmanın gereksiz olduğunu, hiçbir şeyin değişmeyeceğini anlayacağım. Ve kabulleneceğim.
Komik gelecek ama bence yaşamının en mutlu dönemiydi o; bir şey için savaşım veriyordu, kendini canlı, yaşadığı zorluklara karşılık verecek güçte hissediyordu.
Gözlerinin gördüğü kulaklarının işittiği şeyler onu mutlu ediyordu. Bunları bir otuz, kırk ya da elli yıl daha görmeye devam etmeyeceğini bildiğinden daha da mutluydu çünkü o zaman bütün orijinallikleri kaybolacak ve her şeyin tekrarlandığı her günün bir öncekine ve sonrakine benzediği bir yaşama trajedisine dönüşeceklerdi.