Paradokslar sadece yara izleridir. Zaman ve mekan onların etrafını sararak iyileştirir. İnsanlar da olayların sadece kendi istedikleri oranda anlam ifade eden çeşidini hatırlarlar.
İnsanların, kendisinin ölmüş olması karşısında nasıl tepki göstereceklerini merak ediyordu.
Gittiğini öğrendiğinde kim daha çok üzülecekti?
Önce bir süre şok yaşanacaktı, sonra üzüntü, sonra kabullenme gelecek ve ardından insanlar o olmadan kendi hayatlarını sürdürmeye ve herkes ölünce nereye gidiyorsa onun da oraya gittiğini düşünmeye başladıklarında, kendisi giderek solan bir anı olmaya başlayacaktı. Bu onun kanını en çok donduran düşünceydi.
Günümüz toplumunda insanların kitap okumaz hâle geldiği söylenir. Fakat gerçekte durum böyle değil. Herkes öylesine meşgul ki rahatça kitap okumaya zamanları yok yalnızca. Yoğun geçirilen günler arasında kitap okumaya ayrılabilecek zaman sınırlı. Herkes birçok öyküye dokunmak istiyor.
Yalnızca kendini kaptırarak kitap okudun diye, görebildiğin dünya da genişleyecek sanma. Ne kadar bilgi depolasan bile, kendi kafanla düşünüp kendi ayaklarınla yürümedikçe her şey sahte, havada ve gelip geçici şeyler olarak kalır.