İlkbahar bayramını yaktıkları ateşin yükselen alevlerinin üzerinden atlayarak kutlarlar. Bu kutlamaya genç, ihtiyar, her Çeçen katılır. Bu Türk Dünyasında Nevruz olarak bilinen Türk Ergenekon bayramından başka bir şey değildir.
Türkiye'de Çeçenler var. Boşnaklar olduğu gibi, Arnavutlar olduğu gibi, Çerkesler olduğu gibi, Abhazlar olduğu gibi, Karaçaylılar Balkarlılar ve nice Türk ve Türk kültürü etrafından kümelenmiş soylar ve topluluklar olduğu gibi... Anadolu'yu sığınacak bir kapı görüp, göçüp göçüp gelmişler.
Çeçenistan bağımsızlık mücadelesinin ve Rusya' nın pervasız tavrının tüm dünyada duyulması için bir şeyler yapmak gerekiyordu. Zira 9 Kasım 1991'de Rus askeri Grozni'ye girmişti, savaş tümden kendini hissettiriyordu. Rusya’nın bu azgın tavrını dünyaya nasıl duyururuz diye düşündük.
Uçak kaçırma eylemini planladık diyen Basayev, Cevher Dudayev'in planı onaylamasının ardından yedi arkadaşıyla Minovat havaalanına doğru yola çıktı ve buradaki görevlilere bir miktar para vererek içi silah dolu çantayı kontrolden geçirmeden uçağa ulaştırdı.
Yolculuk başlamıştı. 178 yolcuya sahip Rus uçağı havalanır havalanmaz yedi arkadaş uşağa el koydu.
Uçağın rotasını Ankara Esenboğa havaalanına çevirdi ve uçağı buraya indirdi. "Neden baska yer değil Türkiye?" diyenlere "Çünkü en yakın yabanci ülke Türkiye'ydi." diye açikliyor Samil Basayev.
Derdi yolculara zarar vermek olmayan asıl amacı görülmek istenmeyen Çeçen savaşını dünyanın gözlerinin içine sokmak olan Şamil Basayev, kendisinin ve arkadaşlarının sağ salim Çeçenistan'a gönderilmesi şartının kabul görmesinden sonra yolcuları serbest bıraktı. Hedefine kavuşmuştu.
Hem tüm dünyaya mesajını vermiş hem de burnu dahi kanamadan bu işten sıyrılmıştı. Zaman kaybetmeden mücadelesine kaldığı yerden devam etmek üzere görevini başarıyla tamamlamanın verdiği keyifle ülkesine döndü.
Artık bütün dünyanın gözü bir anda Cevher-Şamil ikilisine dönmüştü. Artık Çeçen davası haber bültenlerine konu olmaya baslamış ve istenilen olmuştu..