Şeytanlaşmış bir insan Gafletten nasıl kurtulur?
Gaflet içinde boğulan veya kalbi, niyetleri ve amelleriyle "şeytanlaşmış" (kötülüğün ve egonun esiri olmuş) bir insanın bu durumdan temizlenmesi, hem manevi hem de zihinsel bir uyanış
Din
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM, HAMMER'İN İSTANBUL GÜNLERİ
İki kere İstanbul'a gelip ikamet eden Hammer'in bu seyahatlerinde iki farklı resmi görevi olmuştu. İlk gelişinde yalnızca dil oğlanı iken ikinci ikametinde elçilik sekreteri idi. Bu farklı görevlerdeki mesaisi müellifin şahitliklerine yansımıştır. Dil oğlanı olarak nadiren diplomatik görev üstlendiğinden, ilk seyahatinde diplomatik iş ve çevre şahitlikleri daha az gerçekleşmiştir. Aşağıdaki bölümlerin tasnifinde müellifin diplomatik görevi esas alınmamıştır. Bunun sebebi ise, müellifin hatıratını neredeyse kırk yıl sonra kaleme almaya başlamasıdır. Bu bölümde Hammer'in elçilikteki resmi görevi ve diplomatik çevre ile olan münasebetleri konu edilecektir. Hammer, Şark Akademisi'den 1794 yılında mezun olur, fakat dil oğlanı olarak İstanbul'a gönderilmesi gerekirken, kadroda yer olmadığından gönderilememiştir. Bir süre akademide kalmaya devam eder. 5 Temmuz 1797'de Baron von Jenisch'in sekreteri olarak tayin edilir. Gönlünde İstanbul'a, oradan da İran'a gitmek yatmaktadır. Doğal yollardan bu arzusuna ulaşamayınca, İstanbul'a atanmak için devrin dış işleri bakanından ricacı olacaktır. Hatıratında eğer böyle yapmamış olsaydı atanmak için daha çok uzun süre bekleyeceğini ifade eder...
Sayfa 65 - Kronik Kitap, 1.Baskı, Eylül 2023·Kitabı okuyor
"Kimi insan zekidir, kimi insan ise aptal. Kimi insan iyi bir çevrede büyümüştür, kimi ise kötü. İkinci gruptakiler daha kalitesiz alışkanlıkları olduğundan ve daha kötü yetiştirildiğinden bu öğretileri öğrenebilmek ve onlar tarafından şekillenebilmek için daha çok kanıta ve özenli yönlendirmelere ihtiyaç duyar. Bu da kötü durumdaki bir vücudu iyi hale getirmek için daha özenli bir bakım sunmaya benzer." - Musonius Rufus
Sayfa 234·Kitabı okuyor
Felsefe
Puan vermedi·291 syf.··
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 20:45
Arthur Sammler; yetmiş yaşında, Manhattan’da yaşayan Polonyalı eski bir gazeteci ve Yahudi. Savaştan önce Londra’da uzun yıllar geçirmiş, seçkin bir entelektüel çevre edinmiş; ancak savaş her şeyi değiştirmiş. Holokost’tan kurtulmayı başarmış bir adam Sammler. Karısını ve tek gözünü geride bıraktığı toplu mezardan şans eseri sağ çıkmış. Artık herkese karşı bir yabancılık, her şeye karşı derin bir uzaklık hissediyor. İçinde bulunduğu kenti, dönemi ve insanları anlamlandıramıyor; aslında kendini hiçbir yere ait hissetmiyor. Sammler’ın çevresindeki genç kuşak hayat dolu görünse de ona göre dejenere bir yaşam sürüyor. Sammler sokağa attığı her adımında Amerikan toplumunun çürüdüğünü ve pespaye bir hal aldığını gözlemliyor. Yazar Saul Bellow, bu yaş almış adamın iç dünyasını aktarırken derin felsefi sorgulamalara girişiyor ve o yıllarda gündeme oturan Ay’a seyahat çılgınlığı ile metaforik bir bağ kuruyor. “Sammler’ın Gezegeni” ifadesi de buradan geliyor, dünyadaki yaşamın artık sonuna gelindiği fikri kahramanımızın yakasını bırakmıyor. Dikkatli bir okuma gerektiren, ince detaylarla örülü bir eser bu. Sıradan bir adamın gözlemlerinden yola çıkıp evrensel varoluş sancılarını kucaklayan büyük bir roman. 1971 yılında National Book Award for Fiction’ı (Ulusal Kitap Ödülü) kazanmış. Kolay bir okuma olmadı benim için, atmosferi boğucuydu, yordu ama en azından bir Nobelli yazarla daha tanışmış oldum.
Edebiyat
Bay Sammler'in GezegeniSaul Bellow · İletişim Yayınları · 201624 okunma
"Yalıdakiler bahçenin güzelliğinin farkında mıydılar bilmiyorum. Ama babam için ne denli önemli, ne denli bir kıvanç kaynağı olduğunu biliyorum. Onun için severdim onunla birlikte çalışmayı. Çiçeklerin dilini, ama gerçek dilini, bilirdi. Bana da öğretmişti. Babam, ben ve çiçekler anlardık birbirimizin dilinden o sıralar."
Sayfa 83 - Yalçın·Kitabı okudu