“Bu sonsuz genişlik içinde kayıkta bir insan ufacık bir noktaydı, bunu hemen anlardı. Ama o insan gene de düşünebilir, düşündükçe Deniz’in, Gökyüzü’nün yüceliğine erişirdi. Ancak düşündükçe doğa güçleriyle, evrenin derinliğiyle, genişliği ile boy ölçüşebilirdi insanoğlu. İşte bu yüzden yaşadığı sürece Deniz gibi güçlü, Gökyüzü gibi sonsuzdur; çünkü düşüncenin sınırı yoktur. Ölünce bir başkası daha ötesini düşünür, ondan sonraki daha ötesini, böylece sürer giderdi. İşte bunu anlamak, yazgısına razı olmanın acı lezzetini tattırıyordu yaşlı adama.”