9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2018 83. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2018 01:57
Sokağın arasından zar zor sıyrılıp haykırdım: "Cehennemin ne mükemmel bir parodisi ama!" Uzun bir zamandır inceleme yapmayı bırakmama rağmen bu kitap hakkında bir kaç şey söyleme gereği buldum kendimde. Uykusuzluk, umutsuzluk, ölüm, hiçlik temalarının işlendiği bu son kitapta Emil Cioran'ın diğer kitaplarından derlenen aforizmaları ve çevrilen bazı konuşmalarına yer verilmiş. Kitap çok kısa olmasına rağmen farklı düşünceler ve diğer filozofların görüşleri de eklenince içinden çıkılmaz bir derinlik kazanmış. Ama kitabın genelinden çok asıl üzerinde durmak istediğim bir kaç düşünce var. İlk olarak Emil Cioran, Sisyphos felsefesini reddeder, onun için direnmenin hiçbir anlamı yoktur. Yaşamanın hiçbir anlamı olmamasına karşın onu ayakta tutan tek şey istediği zaman intihar etme hakkının yani yaşamına son vermesinin kendi elinde olması düşüncesi onu yaşama bağlar. O düşüncesini yerle bir etti çünkü ahlâkçıların ona sadece parçalanmayı öğrettiği kanısına vardı. Haklılık payı vardı bana göre çünkü dünya şuan içinden çıkılmaz rezil bir yer ise bunu ahlâkçıların bir bütünün saf kalması öğretisine karşın kendi inanışının bütünlüğüne inanıyor oluşudur. Çıldırmış bir zamanın paramparça olmuş ahlâk anlayışından kendini ahlâkçıların buyruklarından koruyabilene ne mutlu. İnsan varoluşunun boşluğunu keşfettiği andan itibaren can sıkıntısı başlar. Emil Cioran, Yirminci yüzyılın en karamsar filozoflarından birisidir. Chamford, Schopenhauer, Nietzsche, Kierkegaard gibi filozofların son varisi olarak anılsa da o kendini hep bunların dışında tutar. Çünkü herhangi bir tutumu benimsemekten çok uzaktır. Onun tek derdi yaşamla ve hala soluk alan bir bedenin son çırpınışlarında yatar. Onun için ölüm yaşamın bir parçasıdır. Tanrıyı öldüren adamın yakarışlarından çok tanrıyla şeytanın bıçakla
Emil Michel Cioran - Uykusuzluk Göğünde Bir DolunayOnur Varolun · Çizgi Kitabevi · 201871 okunma