“Tüm hayatımın en sessiz, en çok düşüncelere daldığım dönemiydi, kendi gücüme güvenme duygusunu o yaz kazanmış ve pekiştirmiştim. İnsanlardan kaçıyor, yalnız kalmayı tercih ediyordum.”
“Yani yalnız, bir başına kalacaksın, kendi hayatını kendin kazanacaksın, anlıyor musun? Beni anlıyor musun? Kendi kendininin patronu olmayı öğren, kimsenin etkisi altında kalma! Sessiz… sakin… ama inatla yaşa! Herkesi dinle, ama senin için en iyisi neyse, onu yap…”
“ -Baksana, dedi. Bu kadar kızgın olmana sebep ne? Bunun beni ne kadar üzdüğünü bir bilsen!
Gözleri ışıl ışıl gözyaşlarıyla doluydu. Başımı yanağına bastırdı. Öylesine içim ezildi ki, keşke dövseydi beni.”
“Bu art arda sıraladığı ‘sonra’lar, ondan uzakta derin bir yere, karanlığa ve yalnızlığa inen bir merdiven gibi görünüyordu gözüme; hiç hoşuma gitmiyordu bu merdiven; anneme:
‘Gitme lütfen… evlenme… ben çalışır sana bakarım…’ demek geçiyordu içimden, ama bunu ona hiç söyleyemedim; bende ne kadar sevgi duygular uyandırdığını da anneme hiç açamadım.”