YAZININ ANATOMİSİ-Chapter 2: İLK BÖLÜM KARMAŞASI
Kitap gibi bir günden daha herkese merhaba sevgili 1K ahalisi. Görüşmeyeli nasılsınız? Ben maviyle, yıldızlarla ve geceyle kafayı bozmuş R. A. Süreyyâ. Bir önceki chapter’ımızda villainler hakkında konuşmuştuk. Bugünkü konumuz ise, filepenyez ✯ ’in önerisi ile, ilk bölüm yazmak üzerine olacak. Keyifli okumalar dilerim şimdiden. Kahveleriniz hazırsa arkanıza yaslanın ve benimle beraber bu dünyanın içine dalmaya hazırlanın.💙 Not: Bu yazı tiramisu yerken ve nescafe içerken hazırlanmıştır. :) Belki de kitap yazmanın, fikir bulmak ve evren kurmaktan sonraki en zor şeylerinden birisidir, o boş sayfanın başına geçip ilk cümleyi yazmak. Çünkü nasıl devam ettireceğimizi bildiğimiz öykülerimizin girişini nasıl yapacağımızı, nasıl başlayacağımızı bulmak bazen imkansız bir işi başarmak gibi gelir. Yazarlıkla uğraştığım için kendi deneyimlerimi de paylaşmak isterim. Gördüğüm ve araştırdığım kadarıyla bu konu, neredeyse herkesin başına gelen bir şey olmasına rağmen, ne hikmetse benim hiç yaşamadığım bir zorluk. Neden acaba diye kendimi sorgulayıp düşündüm, çalışma yöntemlerime baktım, araştırmalarımla karşılaştırdım ve bu sorunu yaşayan insanların anlattıklarıyla da değerlendirdiğimde, böyle bir yazı çıkardım karşınıza efenim.🌠 Karşılaşılan en büyük engellerden ilki, kişinin (yazarın/yazar adayının) ne anlatacağını henüz kendisinin de tam olarak bilmiyor oluşu şeklinde geliyor. İlerleyen bölümlerde hikaye oluşturma ve evren kurma üzerine de konuşuruz fakat şimdilik bir köşede göstermelik dursunlar. Şimdi; yazmak için o defterin/bilgisayarın başına oturduğumuzda, eğer ki artık bir senaryo veya taslak çalışması yapmak değil de, gerçekten ortaya çıkaracağımız esere başlamak istiyorsak, hikayemize son derece hakim olmamız gerekiyor. Bunun üzerine günlerce, haftalarca, hatta
YAZININ ANATOMİSİ♧
So this is it I say goodbye To this chapter of my ever-changing life And there's mistakes The path is long And I'm sure I'll answer for them when I'm gone
Müzik
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
May Book Wrap-Up
Chapter 5 of 12: Complete. ✨
Link paylaşımı
Link Paylaşımı academia.edu/resource/work/1... tek1bilinc.blogspot.com/2026/05/zerone-... TÜRKÇE Zerone Külliyatı: 9 Mührü ve Sonsuz Bilinç Salınımı – Neden Okunmalıdır? 1. Doğrusal düşüncenin sınırlarını aşmak için Çağımızın baskın zihniyeti olan doğrusal mantık ve indirgemeci materyalizm, bilinci nöronlara, zamanı homojen bir akışa, ölümü biyolojik bir sona ve Tanrı'yı insan formuna indirgeyerek evrenin bütünsel dokusunu paramparça etmiştir. Bu külliyat, bu parçalanmışlık halinin adını koyar: hüsran (doğrusal örnekleme hatasında sıkışıp kalma). Ve bu hüsrandan çıkışın yolunu gösterir. 2. Evrenin kaynak kodunu okumak için Arının altıgen peteği, göçmen kuşun manyetik pusulası, Kâbe'nin beşgen küp geometrisi ve namazın 72° kıraat ile 90° rükûyu birleştiren dansı; tüm bunlar psikolojik arketipler değil, kuantum alanına işlenmiş evrensel bir kaynak kodunun tezahürleridir. Bu külliyat, o kodu deşifre eder. 3. Zamanın bir illüzyon olduğunu deneyimlemek için Zaman akmaz; evren, Planck zamanı ölçeğinde saniyede milyarlarca kez durup yeniden başlar. Bu külliyat, zamanın bu kesintili yapısını ve iki kare arasındaki saklı Lazaman (zamansızlık) koridorunu açıklar. Mîrac'ın bu koridora sızan bir bilinç tecrübesi olduğunu gösterir. 4. Kaderin donmuş bir yazgı değil, yaşayan bir olasılık bulutu olduğunu öğrenmek için Kader, geçmişte yazılmış bir defter değildir. Levh-i Mahfuz, tüm olasılıkların süperpozisyonda beklediği canlı bir kuantum hafıza matrisidir. Kul, kendi frekansına göre bu olasılıkları anlık olarak çökertir. Dua, bu çökertmeyi bilinçli olarak yapma sanatıdır. Bu külliyat, kader algoritmasına nasıl müdahale edileceğini somut adımlarla gösterir. 5. Ölüm korkusunu aşmak için Ölüm, bir yok oluş değildir;
Just one more chapter...
YAZININ ANATOMİSİ - Chapter 1: VİLLAİN'LER
Kitap gibi bir günden herkese merhaba sevgili 1K sakinleri. Nasılsınız?💙🌌 Ben yıldızlarla, geceyle ve mavi renkle kafasını bozmuş R. A. Süreyyâ, ve harika bir konuyla bu güzel seriyi başlatıyorum! Arkanıza yaslanıp kitap ve yazım dünyasının derinlerine inmeye hazırlanın. Karşınızda Yazının Anatomisi Chapter 1! Ve bugünkü konumuz, “VİLLAİN’LER” Kötü karakter yazımı... Çok önemli bir konu gibi görünmez aslında, herkesin ve özellikle de ana karakterin sevmeyeceği, kötücül amaçları bulunan ya da herhangi bir amaca sahip olmaksızın kötü olan, kötü olmayı seçen bir karakter yazmak, bir evren kurmak kadar zor ve önemli bir konu gibi gelmez normalde. Aslında bir hikayenin en önemli yapı taşlarından birisidir, villain karakterler.🪼 Öncelikle bu konu hakkında konuşacaksak, kötü karakter dediğimiz tanımı biraz açmamız ve daha iyi anlamamız gerekir. Genellikle kurgu hikayelerinde bulunan bir “tag”dir bu “villain”ler. Zaman zaman hikayenin ana karakteri konumunda da görürüz onları, ya da başlangıçta iyi kalpli gibi gördüğümüz karakterlerin de bazen onlara dönüştüğüne şahit olmuşuzdur. Bazıları doğuştan kötü kalplidir, yani amaçsızdır. Bazıları acı bir geçmiş veya travma sebebiyle sonradan kötü olmayı seçmiştir. Bazıları kötü olmaya mecbur bırakılmıştır... Liste böyle uzar gider. Genel olarak baktığımızda, okurlar tarafından her zaman olmasa da kitabın ana kahramanından nefret toplayan, düşmanlık edinen karakterlerdir kendileri. Bazı okurların iflah olmaz bir villain sevdası var, biliyorum, (bazen ben de bu kategoriye giriyorum, çaktırmayın :)) Jericho Writers sayfasının içerdiği makaleye göre, “good villain”lerin en önemli ve onları kötü yapan özelliklerinden birisi de, ana karakterin ihtiyaç, istek ve hedeflerine karşı çıkması hatta engel olmasıdır. Yine aynı sayfada şu
YAZININ ANATOMİSİ♧