Çok okurdum ve hoşuma giden şeylerin neredeyse hiçbiri kadınlar tarafından yazılmamıştı. Sayfalardan erkek sesleri geliyor hissine kapılırdım, bu ses beni işgal ederdi ve türlü türlü şekillerde o sesi taklit etmeye çalışırdım.
Yeniyetmeliğimdem bu yana süren yazma tutkumda, o kırmızı çizgilerin hem tehdidini hissetmiş -son derece tertipli bir yazım vardır, bilgisayar kullanırken bile birkaç satır sonra hemen hizalamaya gider, onları aynı genişliğe sığdıran ikona basarım hem de ihlal etme arzusu ve korkusu yaşamışımdır. Sanırım yazma konusundaki duyugumun -ve peşimden sürüklediğim tüm zorlukların- sınırlar içine sığmamın verdiği tatminle ve başarabilmek adına yol açtığım kayıp ve israfla ilgisi vardır.