Alman romantizmi, yirminci yüzyıl başında ortaya çıkan dışavurumculuk (ekspresyonizm), gelecekçilik (futurizm), gerçeküstücülük (sürrealizm) gibi tüm bölünmüş akımların ilk örneği sayılmalıdır. Şunu akıldan çıkarmamak gerek: Romantizmin bir yanı da gerçekçi bir toplum eleştirisi olarak gelişti. Birçok romantik yapıtta, kimi zaman da gerçekçi özellikler ağır basar biçimde birbiriyle sıkı sıkıya kaynaşmıştır.
Romantiklerin kendilerini bir yandan bağımsız ve burjuva dünyasının düşmanı saymaları, öte yandan da farkında olmadan o düzenin bir aracı durumuna gelmeleri onların değişmeyen, tipik özellikleridir. Sonuncusu romantiklerin en büyük çelişkisiydi.