Kelimelerin de bir mevsimi vardır. Doğru zamanda söylenmeyen bir 'seni seviyorum' ya da 'özür dilerim', kışın ortasında açmaya çalışan sarı bir çiçek gibi donup gider.
Her insanın içinde keşfedilmeyi bekleyen bir tohum vardır. Kimi erkenden yeşerir, kimi ise doğru mevsimi, doğru rüzgârı bekler açmak için.
Bir çiçek olsaydım, baharda açan sonbaharda dökülen… Onlar hissetmez ne baharın sevinci ne sonbaharın hüznünü. Bense içimde dört mevsimi birden yaşarım…
Duygu ve Düşünce
Funda'dan...
​Benim Mayıs’ım ​Mayıs, takvimlerin vadettiği o yalancı bahardır; oysa her bahar insanın içine uğramaz. Bazı Mayıslar dallara çiçek yürütür, bazıları ise insanın içinde sessizce eksilen o köklü
Aşk Mevsimi Dilenci çocuk kıştan nefret eder çünkü soğuğun şiddeti onu, yakınından geçenlerin ağır ceplerine rağmen elinin boş cebinde kalmasına zorlamıştır defalarca. Zayıf dilenci çocuk yazdan nefret eder çünkü bir keresinde güneş çarpmıştı kendisine ve eğer yabancılar onu gömleğinin yakasından tutup hastane duvarının gölgesine çekmeselerdi neredeyse öldürecekti. Yetim dilenci çocuk bahardan nefret eder çünkü baharda şehir, gün boyu onun elini boş çeviriyorlarken çocuklarıyla birlikte çöl gezintisine çıkıp elleriyle çiçek toplayan zenginlerden neredeyse boşalıyordu. Gizemli gözleriyle dilenci çocuk sonbaharı çok sever çünkü ağacın yükseklerinden süzülüp avucuna düşen altın sarısı yaprağın manzarasıyla eğlenir ta ki onu tatlı bir sertlikle ezene değin. Ahmed Carullah