"Ey iman edenler! (Siz de öyle göstermelik değil) Allah'tan hakkıyla korkun. Ne yapın yapın müslüman ölün." (Ali İmran 102)
Müslüman ölmek için, Müslüman olmak lazım. Müslüman olmak, Müslüman gibi yaşamayı gerektirir. Çünkü Müslüman gibi yaşamayan, Müslüman gibi ölemez.
Tarihselci zihniyetin anlamadığı ve anlamak istemediği bir hakikat şudur:
Kur'an Arapça gelmiştir ama sadece Arap toplumuna gelmemiştir. Bütün dünya milletlerine gelmiştir. Bütün medeniyetlerin; medeniyet, gelenek ve kültürleri ortasında bir hakem rolünü oynamaktadır ve oynayacaktır. Neyin hak, neyin batıl olduğunu söyleyecektir.
Allah'ım bizim anlayacağımız dille konuşmasına tenezzülat-ı ilahiye denir. Allah kelamını bizim seviyemize indirmeseydi, kim nasıl anlayacak da Allah kelamını? Allah Kur'an'da öyle bir üslup kullanmıştır ki; seviyeleri ve meslekleri farklı her insan, Kur'an bana konuşuyor, diyebiliyor.
Kur'an "Ebu Leheb'in elleri kurusun." derken, sadece Hz.Peygamberi taşlayan Ebu leheb'i değil; bugünün ve kıyamete kadar gelecek olan Kur'an'ı ve Hz Muhammed'i taşlayan bütün Ebu lehebleri kastetmiştir.