Şeyhim Ali Havvas (Rahimehullah)'ı şöyle derken işittim: "Bu günlerde yerin içine geçmeği, ancak aldanmış kişi uzak görebilir. Nitekim Mevla (Celle Celalühü) günahı bizimkinden daha az
Sayfa 476 - Yasin Yayınevi, 2. Baskı, 2013 - SON·Kitabı okudu
İslâm Dini
Kendini kurtarmakla ilgili, eğlenceli bir anekdot bu da: Biri Amerikalı, diğeri Japon iki arkadaş, Afrika ormanlarında bir gezintiye çıkarlar. Birden ağaçların arasından bir aslan çıkıverir. İki arkadaş korkuyor içinde kaçmaya başlar, aslan da peşlerinden kovalamaya... İki arkadaştan Japon olan kaçarken, bir taraftan sırt çantasını çıkarır ve diğer taraftan soyunup, üzerindeki ağırlıkları atmaya başlar. Bunu gören Amerikalı, Japon arkadaşına bağırır: "Ne yapıyorsun? Zaten ufak tefeksin. Onları çıkarınca aslandan daha mı hızlı koşacağını sanıyorsun?" Önde olan arkasını dönüp bağırır:" Ben de biliyorum aslandan daha hızlı koşamayacağımı. Senden daha hızlı koşsam yeter!"
Sayfa 206
Hata yapmamak imkânsız.
İnsanlar anlatırlar konușurlar, söylerler, kelimeler bedavadır ve bazen kendiliğinden pervasızca taşarlar insandan. Her fırsatta çıkarlar ağızdan, sarhoş olduğumuzda, öfkelendiğimizde, umutsuzluğa düștüğümüzde, canımıza tak ettiğinde, heyecanlandığımızda, aşık olduğumuzda, dile getirilmesi uygunsuz olduklarında ama biz bunu hesap edemedigimizde. Ve birine zarar verdiğimizde...
Alıntı
Acılar ve ağrılar, bedenin hizmetkârıdır. Fiziksel ve ruhsal acılar, seni iyileştirmek için ortaya çıkarlar. Bu yüzden kaçmak yerine anlamak ve onarmak yoluna gitmeyi tercih etmelisin.
Zaman zaman, çocuğu görmeye giden ergen kızlar ve oğlanlardan biri ağlayarak veya hiddetle dönmez evine. Daha doğrusu, evine dönemez. Kimi zaman daha yaşlı bir adam ya da kadın bir-iki gün susar kalır, sonra evini terk eder. Bu insanlar sokağa çıkar, sokakta bir başlarına yürürler. Yürüdükçe yürürler ve güzel kapılardan Omelas kentinin dışına çıkarlar. omelas’ın tarlaları boyunca yürür dururlar. Her biri tek başına gider, oğlan veya kız, erkek veya kadın. Gece bastırır; yolcular köy sokaklarından, sarı ışık yanan pencerelerin arasından geçer ve tarlaların karanlığına doğru gider. Her biri, tek başlarına batıya veya kuzeye doğru, dağlara doğru giderler. Yollarına devam ederler.Omelas’ ı bırakır, karanlığın içine doğru yürürler ve geri gelmezler. Gittikleri yer çoğunuz için mutluluk kentinden bile daha zor tahayyül edilebilir bir yerdir. Onu hiç betimleyemem. Belki de yoktur. Ama nereye gittiklerini biliyor gibiler Omelas’ı bırakıp gidenler...
Distopik Kurgu