"Eğitimde kullanılan baskı tekniği iki tarafı keskin bir kılıç gibidir. Gerçek bir uyuma değil, sözde bir uyuma götürmektedir. Zorla itaat etmek ancak görünüşte itaat etmek demektir."
"Ana babalar bir çocuğun gelişmesinin dayandığı ilkeleri kavrayabilirlerse eğer, dümdüz bir çizgi üzerinde gelişen karakter özelliklerinin aşırı şekillere dönüşmesini, sözgelişi, cesaretin küstahlık, bağımsızlığın kaba bir bencillik halini alacak şekilde bozulmasını önleyebilirler. Aynı şekilde, zora başvuran bir dış otoritenin kölece bir itaat oluşturmasına da engel olabilirler."
"Yetişkin kimseler olarak, çocukluğumuzun önyargılarına ve safsatalarına, sanki kutsal yasalarmışçasına bağlı kalmakta devam ediyoruz. Karmaşık kültürümüzün bulanıklığı içerisine sürüklendiğimizin, nesnelerin gerçek bir bilgisinin hiçbir zaman olanak vermeyeceği birtakım görüş noktalarını benimsemiş olduğumuzun farkında değiliz. Önünde sonunda, herkesten daha güçlü olmak gibi bir gaye ile her şeyi kendi değerimizi artırma açısından yorumlamaya doğru gidiyoruz."
"Tarih ve deneyler bize göstermiştir ki, mutluluk yalnızca birinci olmak ya da en üstün olmak demek değildir. Çocuğa böyle bir ilkeyi telkin etmek, onu tek yönlü bir insan haline getirecek, her şeyden önce de iyi bir insan olma olasılığını ortadan kaldıracaktır. Bu gibi öğretilerin ilk sonucu, bir çocuğun yalnızca kendini düşünmesi ve yalnızca başka birinin kendisini geçip geçmeyeceği sorunu ile uğraşmasıdır."
Kendisinin aşağı bir düzeyde bulunduğu inancı bir kıza çevresi tarafından telkin edilmiştir; böyle bir davranış kalıbına o derece kaçınılmaz bir şekilde itilmiştir ki, keskin görüşlü araştırıcılar bile zaman zaman kadınların gerçekten aşağı olduğuna inanma gibi bir hataya düşmüşlerdir. Bu yanlışlığın evrensel sonucu olarak her iki cins de, önünde sonunda, saygınlık kazanmak için başvurulan yolların anaforuna kendini kaptırmış ve kendisine hiç de uygun gelmeyen bir rol oynamaya çalışmıştır. Ya bunun sonucu ne olmuştur? Erkeğin de, kadının da hayatı daha karmaşık bir hal almış, aralarındaki ilişkiler her türlü içtenliğini yitirmiş, kafalarının içi bir sürü safsata ve önyargı ile dolmuş, bu yüzden her türlü mutluluk umudunu elden kaçırmışlardır.