Annenim bahçesinde rengarenk peştemali belinde, bellenmiş tarlanın ortasında, iki büklüm olmuş vücuduyla küçük bir tabure üstüne oturmuş "Kader kızım" demesine açtım gözlerimi. Onca zamandır yanımda mıydı yani. Küçüklüğümden bir hatıraydı. Saçımızı tükürerek toplardı ve ben sadece korkardım. Düşündüğüm herşeyi duydu mu acaba derken.. Kocası başkasının kan davasından öldürüldükten sonra kardeşiyle evlenmemek için evden kaçıp ormanda saklandığı zamanları anlattı.. Bir hafta geçmiş ki bulmuşlar.. ormandaki mücadelesi yetmemiş, demediklerini bırakmamışlar, dövmüşler.. kocasının on onbir yaşındaki kardeşiyle evlenmek zorunda kalmış, kendini öldürmek istemiş ama yapamamış.. hayatı boyunca hep çalışmış, sevgi nedir pek de görme fırsatı olmamış.. gösterme konusunda da pek iyi sayılmazdı.. O ana kadar hiç düşünmemiştim nasıl biri olduğunu, neden böyle sert olduğunu, neden sevemediğini.. ilk kez ağladığını o zaman gördüm.. kendine değil bana ağlıyordu üstelik.. "Kader dediğin.." Dönüp baktım tabure boştu.. küçücük kadın, aklımda kocaman heybeti.. yerli yersiz hep aklımda şimdi..