Eğer iyi olanı yapmak bilmek kadar kolay olsaydı, küçük kiliseler katedrallere, yoksulların kulübeleri de kral saraylarına dönerdi. Kendi nasihatlerini dinleyen kişi ancak bir rahip olabilir. Yirmi kişiye birden ne yapması gerektiğini öğretebilirim, ama o yirmi kişiden biri olmaya gelince iş değişir. Beynimiz duygularımızı dizginleyecek yasalar koyabilir, ama ateşli tutkular soğuk kuralların üstünden atlayıp geçer: gençlik denilen çılgınlık öyle bir tavşandır ki kötürüm olan doğru bir öğüdün ağlarının üstünden atlayıverir.
“Aşk, çılgınlık olmamalı, demişti annesi bir keresinde. Annesinin Tonya’ya baktığı nadir anlardan biriydi. Gerçek sevgiyi ne kadar sessiz olduğuyla anlarsın. Zamanla nasıl büyüdüğüyle, her gün biraz daha fazla, biraz daha güçlü, kimse farketmeden, ta ki tek görebildiğin St. Petersburg’un Beyaz Geceleri gibi olana kadar… Ta ki hayatın bir gerçeği olana kadar.
Bugün hayatımızı kolaylaştıran teknolojilerin arkasında nasıl bir emek ve çılgınlık yattığını hiç düşündünüz mü? Mike Goldsmith, Mucitler ve Parlak Fikirler kitabında bizi tam olarak bu eğlenceli yolculuğa çıkarıyor. Kitap, dünyayı değiştiren dâhileri sıkıcı tarih sayfalarından kurtarıp, onları hataları ve komik anılarıyla son derece samimi karakterler olarak karşımıza getiriyor.