Kısacası, günlük hayatta içinde bulunduğumuz iki hâl söz konusu: 'korku' ve 'sevgi. 'Korku' bir körlük ve otomatizm hâlidir; 'sevgi' ise bir bilinç, sonsuzluk ve birlik hâlidir. 'Sevgi' sadece şimdide ortaya çıkar ve sunacağı çok şey vardır. 'Korku' ise ya geçmişin etkisindedir ya da gelecekte yaşanabilecek bir yoksunluğun kaygısındadır. 'Korku' hiçbir şey değildir, sadece zihnin bir uydurmasıdır."
Plansız, birden ortaya çıkan, kendi kendine yön bulan, sormadan sorgulamadan içine sinen, öylece hayatımıza dahil olan anlar var ya hani en çok o anları yaşamayı seviyorum. Hayatta En mutlu olduğun gün hangisi deseler cevap veremem. Ama inci gibi dizebilsem o anları hep boynumda taşırdım.
"Tanrı'dan bahsediyorsun, değil mi?"
"Sen nasıl istersen öyle adlandır."
"Ben inanmıyorum."
"Bir şeye inanma ya da inanmama meselesi değil ki bu. Yaşa! Hayatı deneyimle! Adlandırmak kısıtlamaktır; oysa ben sana çok daha yüce, sınırsız ve sonsuz bir şeyden bahsediyorum."
"Hayattaki gerçek hatalar sürekli olarak tekrarladıklarımızdır, diğerleri öğrenmek için eşsiz birer fırsattır. Başarısızlıktan korkma, zira başarısızlık başarının habercisidir.”