Bir kişi yatakta yanı başımızda ya da dünyanın öteki ucunda olabilir. Uyuyor ya da uyanık da olabilir. Yaydığımız bütün bilgiler aynı anda hiperuzayda bir enerji tünelinde hareket ederek hedefine ulaşır ve oradaki DNA tarafından alınarak işlenir.
Eğer kendini bağışlarsan, hatalarını olumlu bir biçimde kabul eder, böylece onları başarıya dönüştürmeyi ve gerekli dersi alarak gelişmeyi öğrenebilirsin. Ama olumsuz biçimde kabullenme, hatalara boyun eğme insanı öyle bir suçluluk duygusu içine itiyordu ki, sonuçta bu duygudan unutkanlığa sığınarak kurtulmak kaçınılmaz oluyordu.
Orta yaşlı bir kadını hatırlıyorum, mandal iltihabı vardı ve durumu ciddiydi. Yardım önerdiğimde bilinçaltı ‘Lütfen acımı giderme’’ dedi, ‘’çünkü bu acı mikro benliğime gerekli dürtüyü verip, onun çerçevesindekilerle psikolojik sakatlıklar yaratan ve şimdi de bedenimin sakatlanmasına neden olan o dar görüşlü, bencilce alışkanlıklarından en sonunda vazgeçmesini sağlayacaktır. Eğer acımı giderirsen, bütün bu dersleri yeni baştan almam gerekir, oysa ben şimdi büyümeyi yeğlerim.