şimdi kavaklıklardan sarımsı bir ışık süzülse senin simsiyah saçlarının üstüne ve baksan bana aniden yeşil apocalyptik bir ışın gibi ne derdim ama ne derdim o zaman
BU BİR HİÇ Mİ
gözlerinin önünden karanlık dalgaları aralıklarla geçiyor ve bir tür gizli çakırkeyiflilik, duyularını azar azar ele geçiriyor. birşeyleri çiğnemek isterdi, örneğin sağduyuyu.
içimde kıpırdayan bu yeni gün ağarması, öylesine bireyselleşmişti ki, daha sonra birçok kez mantıksızlığı açıkça belli kökenleri yüzünden kendisi için bile bir şaşkınlık konusu olan duyumları, katman katman ortaya çıkartan yeni ufukları birbiri ardınca karşısında gören bir insanın ruhunu, hangi gizin dizginlemeyi başardığını sordum kendi kendime.