Rousseau toplum sözleşmesinde doğa halinde doğal özgürlüğe sahip olarak doğmuş insanın medeni toplumda kendini yasanın zincirine vurmuş, özgürlüğünü yasaya girerek kaybetmiş olmasını neyin meşrulaştırdığı bildiğini söylemişti: toplum sözleşmesi.
Ulus devlet kurmak için bir sözleşme kurgusuna dayanmak yetmez, halka tarihsel bir kimlik veren mitik bir anlatı inşa etmek lazımdır. Bir köken bulunur ve toplumun bugünkü mevcudiyeti dil, kültür, değerler açısından bu kökene bağlanır. Bunlar da performantif edimlerdir Derrida açısından; olmayan şeyleri var ederler, insanı bir yurttaş kimliğinde üretirler.
Tahakküm ilişkisindeki bakışın asimetrikliğinin tek yönlü bir biçimde sabit kalabilmesinin yeterli koşulu tahakküm edenin tahakküm ettiğinin farkında bile olmamasıdır. Farkındalığı silen yasadır.