Cennet

Cennet
@cnnt_oz
Bütünüyle kuşkuda
Olur gibi görünmek değil, var olmak. Her an bilinçli, tetikte… Aynı zamanda başkalarının huzurundaki varlığınla kendi içindeki varlık arasındaki o yarılma… Baş dönmesi ve gerçek yüzünün açığa çıkarılması için o bitimsiz açlık… Ele geçirilmek, eksiltilmek ve hatta belki de yok edilmek… Her kelime yalan… Her jest sahte… Her gülümseme yalnızca bir yüz hareketi… İntihar etmek? Hayır. Fazlasıyla iğrenç… İnsan yapamaz ama hareketsiz kalabilir, susabilir. Hiç değilse o zaman yalan söylemez. Perdelerini indirip, içine dönebilir. O zaman rol yapmaya gerek kalmaz, bir kaç farklı yüz taşımaya ya da sahte jestlere. Böyle olduğuna inanır insan. Ama gördüğün gibi gerçeklik bizimle dalga geçer. Sığınağın yeterince sağlam değil. Her tarafından yaşam parçaları sızıyor ve tepki vermeye zorlanıyorsun. Kimse gerçek mi yoksa sahte mi diye sorgulamıyor. Kimse sen gerçek misin yoksa yalan mısın demiyor. Bu sorunun yalnızca tiyatroda bir önemi olabilir. Belki orada bile değil.
Reklam
Boş ver bütün kuralları, Özgür ol mesela… Sadece bugün. Aynaya bak! Ama cesur ol. Adil ol. Kırışıksız bir yüzün olmasın O kırışıklıklara dokun… Gülümse… Ne kadar da üzülmüştün değil mi? Ne kadar gülmüştün o günler? İşte o kırışıklıklar onların izleri… Sen dev posterlere bakıp kendini “değersiz” hissediyorsun ya; O posterlerin hiç biri aşık olmadı biliyor musun? Hiç dans etmedi rüzgâra karşı… Hiç şiir okumadı bütün duygularını özgür bırakarak… Hiçbir çocuğun kafasını okşamadı, Hiç dostlarıyla kahkaha atmak pahasına saçmalamadı... Bazıları onlara “mükemmel” diyecek ama, Ben mükemmel bir ölü olacağıma, Kusurlu bir yaşam olmayı tercih ederdim. Şimdi tekrar bak bir aynaya! Kusurlarına aşık ol önce… Öyle bir kusurlu ol ki, Kucakla onları cesurca. Öyle burun kıvırma kendine... Sen doğanın sanat eserisin sonuçta. Sen yaşayan bir şiirsin, Sen yaşamın kaynağısın, Sen kanatları olmayan ilham perisisin... Aç kalbini kendine, Dünya sana aşık idrak etsene…