Cansu

Cansu
@cnser
“Rüyalar yaşamın can sıkıcı tekdüzeliğine karşı bir kalkandır; hayal gücünü zincirlerinden kurtararak, gündelik varoluşun görüntüsünü karmaşaya boğup yetişkin insanın hiç bitmeyen ciddiyetini bir çocuğun neşeli oyunuyla keser. Rüyalar olmasa çok çabuk yaşlanırdık; bu nedenle bunlara belki göksel armağan gözüyle olmasa da, değerli bir dinleniş, mezara giden yolda bize eşlik eden dost canlısı bir arkadaş gözüyle bakabiliriz.”
Reklam
Örneğin kalp rahatsızlığı olan kişilerin rüyaları genellikle kısadır ve uyanma anında korkunç bir sonla noktalanır; içeriklerinde hemen her zaman ölüm içeren bir sahne vardır. Akciğer rahatsızlığı bulunanlar, rüyalarında boğulma, sıkışma ve kaçma rüyaları ve bilinen diğer kabusları görürler.
Algılanan her gürültü, belli belirsiz dahi olsa, buna karşılık gelen rüya imajları yaratır. Bir gök gürültüsü bizi bir savaşın ortasına atar; bir horozun ötüşü bir imdat çığlığına dönüşebilir; bir kapı gıcırtısı hırsızlara ilişkin bir rüyayı tetikleyebilir.
En uzak geçmişe ait izlenimler rüyalara derin uykudayken girer, buna karşılık daha yakın geçmişe ait olan izlenimler sabaha karşı ortaya çıkar.
Rüya, bizi gerçeklikten kurtarır, gerçekliğe ait normal belleğimizden arındırır ve bizi özünde gerçeğiyle hiçbir ilişkisi olmayan başka bir dünyaya ve yaşam öyküsüne götürür.
Reklam