• Ömer bin Abdülaziz halife olduğu zaman farklı memleketlerden bir çok heyet gelerek halifeyi tebrik etmişti. Bu heyetlerden biri de Hicaz heyeti idi. İçlerinden sözcü seçtikleri bir çocuk, arkadaşları namına söz söylemek isteyince halife:

    -Senden yaşlılar dururken niçin seni sözcü seçtiler? dedi.

    Çocuk: 

    -İnsan iki uzvuyla insandır. Biri kalbi, diğeri ise dili. Allah'ın kendisine güzel bir lisan ve temiz bir kalp verdiği bir kulun konuşmasında ne gibi mahsur olabilir? Konuşmak ve öne geçmek hakkı yaşlıların olsaydı hilafet koltuğuna oturacak sizden daha yaşlı birçok ihtiyar bulmak hiçte zor olmazdı, diye cevap verdi.

    Halife bu cevap karşısında şaşırdı ve çocuğun yaşını sordu. On bir yaşında olduğunu duyunca,

    'Cahil bir adam kavminin en büyüğü de olsa, huzurunda meclisler kurulduğu zaman küçülüverir.'  manasına gelen beyit okumaktan kendini alamadı.

    Tarih Ambarı- Selman Kılınç
    Yedikıta Dergisi
  • Bir çalışmanın sonucu pislik değildir; kireçtir, tozdur ya da başka bir şeydir ama pislik değildir.
    Çalışmak insanı hiçbir zaman kirletmez!
    Edmondo De Amicis
    Sayfa 64 - DORLİON Yayınları
  • Yetişkin insanın verdiği sadaka yardım severliktir, çocuğun ki ise hem yardım severliktir hem de sevgi belirtisidir.
    Edmondo De Amicis
    Sayfa 55 - DORLİON Yayınları
  • Yaşadığın sürece birçok kötü olayla karşılaşabilirsin ama onların en kötüsü anneni yitirdiğin gün olacaktır.
  • Öyle bir anne ki seni bir saatlik üzüntüden kurtarabilmek için bir yıllık mutluluğundan vazgeçebilir.
    Edmondo De Amicis
    Sayfa 36 - DORLİON Yayınları
  • Kitapların senin silahın...
    Edmondo De Amicis
    Sayfa 24 - DORLİON Yayınları
  • Düğmesi açılan yeleğini ve botlarını çıkardı ama gömleğini çıkaracağı sırada, Lizzie onu durdurdu. “İzin ver ben çıkarayım.”

    Sesindeki derinlik, Patrick’in içini ısıttı ama asıl heyecanı, Lizzie’nin elleri bedenine değdiği anda yaşayacaktı.

    Lizzie, ellerini Patrick’in gömleğinin altına itip, parmaklarını, kamında ve göğsünde gezdirdi. Parmak uçlarını kaslarında dolandınp, hafif dokunuşlarıyla Patrick’i çıldırtıyordu. Patrick’in teni sıcacık oldu ve Lizzie’nin dokunuşlarıyla alev alev yanmaya başladı. Lizzie, gömleği ağır ağır çıkarıyordu.

    Patrick’e neler çektirdiğinin farkındaydı. Aynı oyunu Patrick’in pantolonunun iplerinde de yapmaya başladığı sırada, Patrick onu bileğinden tutup durdurdu. “Benim sıram,” dedi.

    Patrick, Lizzie’nin önünde diz çöktü ve ellerini Lizzie’nin bacaklarında gezdirip, parmaklarını yıpranmış elbisesinin altına doğru itti. Uzun ve şekilli bacaklannı okşarken, eteği de bir yandan yukarı doğru itiyordu. Lizzie’nin teni kadife gibiydi —inanılmaz derecede pürüzsüz ve kaygandı. Bu konuda aralarındaki uyumsuzluk inanılır gibi değildi ama bu, Patrick’i endişelendirmiyordu. Lizzie, küçük ve hassas olabilirdi ama tam Patrick’e göreydi. Patrick, onu dağıtmak istese bile —Patrick bunu düşünürken yaramaz bir çocuk gibi gülüyordu— başaramazdı.

    Patrick, Lizzie’nin pürüzsüz tenini boydan boya okşadıktan sonra, bacaklarına öpücükler kondurmaya başladı. Yavaş yavaş kasıklarına doğru ilerliyordu. Lizzie’nin kokusu, içine işliyor, onu deli gibi arzulamasına neden oluyordu.

    Patrick, kasıklarının zonkladığını hissediyordu ama beklemesi gerekiyordu.

    Patrick, hedefine doğru yaklaştıkça, Lizzie’nin bacakları titremeye, nefes alışverişleri hızlanmaya başladı.

    Patrick, başını Lizzie’nin bacaklarının arasına gömmek ve tadını içine çekmek istiyordu ama kendisini ağır olmaya zorladı —Lizzie’nin her anın tadını çıkarmasına izin vermeliydi.

    Lizzie refleks olarak bacaklarını birleştirdi ve bedeni kaskatı kesildi. Patrick bacaklarını yeniden araladı.

    “Hayır,” dedi Lizzie. “Tabii ki bunu...”

    Bir nefes aldı. Patrick’in dili, tam da kasıklarının orta yerinde dolanmaya başladığında, daha fazla konuşamadı.

    Patrick gözlerini kapatıp, inledi. Lizzie’nin tadını ve kadınsı kokusunu içine çekip, ardından da dudaklarını üzerinde gezdirmeye başladı.

    Lizzie, bacaklarını hissedemiyordu. Patrick, dilini içeri doğru iterken, Lizzie onu omuzlarından tutuyordu. Lizzie yumuşacık ve sıcaktı. Ipıslaktı. Ve tadı mükemmeldi.

    Lizzie, Patrick’in omuzlarını sıkıca tutuyordu. Patrick onu okşayıp, aklını başından alıyordu.

    Lizzie’nin inlemeleri daha da canlı bir hal aldı. Patrick, kalçasını tutup, onu dudaklarına iyice yaklaştırdı. Dilini daha derine itip, sakallarını tenine sürterek, Lizzie’nin daha fazla zevk almasını sağladı. Lizzie’nin kaskatı kesildiğini fark etti. O anda bedeninde kasılmalar başlamıştı.

    Lizzie’nin inlemeleri kulaklarında yankılanırken, kendisi de boşalmamak için çabalıyordu.

    Lizzie’nin kasılmaları sona erdiğinde, Patrick sonunda elbisesini tamamen çıkardı ve onu yatağa yerleştirdi. Çıplak ve bitkin bir haldeydi. Bakıştan yumuşacıktı ve yanakları kıpkırmızı olmuştu. Patrick, onu daha önce hiç bu kadar güzel görmemişti.



    Kalbi, yepyeni duygular ve şaşkınlıkla yanıp kavruluyordu. Hayatında daha önce hiç böylesine güzel bir his yaşamamıştı.

    Bir dakika daha bekleyemeyeceği için pantolonundan kurtulup, Lizzie’nin bacaklannın arasına geçti.

    Lizzie, Patrick’i omuzlarından tuttu ve içine girdiği sırada, sevgi dolu mavi gözleriyle onu izledi.

    Patrick, Lizzie’yi izlemeyi, gözlerinin ve dudaklarının arzuyla aralanmasını ve içine girdiği sırada nefes nefese kalışını görmeyi seviyordu.

    Lizzie, tam Patrick’e göreydi. İçine girerken çok dar olduğunu fark ediyor ve bu, ona kendisini çok iyi hissettiriyordu.

    Patrick inleyerek içine girdi. Onu tamamladı. Kasıklarındaki gerginlik had safhadaydı ama bu anı uzatabildiği kadar uzatmak istiyordu. Ona sahip olduğu tüm sevgiyi hissettirmek istiyordu.

    Tek eliyle, Lizzie’nin yanaklarını tutup, onu hafifçe öptü. Bunun ardından daha sert hareket etmeye başladı.

    Ona doyamıyordu. Yumuşak tenini hissetmek istiyordu.

    Lizzie’nin huzursuzluğunu ve tutkusunun giderek arttığını fark edebiliyordu. Elleri Patrick’in sırtında, kollarında dolanıyor, onu giderek daha sıkı tutuyordu.

    Patrick, daha önce hiç böyle hissetmemişti. Bir insanla hiç bu kadar uyum içinde olmamıştı. Lizzie’nin aldığı zevki hissedebiliyordu.

    Patrick’in kalbi deli gibi atıyordu. Kasıklarındaki baskı iyiden iyiye artmıştı. Daha hızlı ve daha sert bir şekilde gidip, gelmeye başladı. Lizzie’nin kalçası da onunla senkronize olarak hareket ediyordu.

    Patrick’in hissettiği zevk giderek arttı.

    Ah Tanrım, evet.

    Patrick çıldırmak üzereydi. Lizzie’nin nefes alışverişleri de hızlandı. O da çıldırıyordu.

    Gözleri birbiriyle buluştu ve birden her şey paramparça oldu. Lizzie’nin bedeni kasılıyor ve çığlıklar atıyordu. Patrick, bir kez daha içine girdi ve ardından inleyerek zevkin doruğuna vardı. Derin bir zevk dalgasına kapılırken, kendini tamamen Lizzie’ye bıraktı. Lizzie, onun sadece bedenine sahip olmamıştı. Ruhuna da sahip olmuştu.

    Hem de sonsuza kadar...


    Lizzie, onu daha derine almak için kalçasını itti.
    Patrick’in iri ve güçlü bedenini hissedebiliyordu. Tanrım, Patrick’in bedeninin kendisini sardığını hissetmeyi seviyordu. Patrick’in kaslı ve güçlü kolları, kalın ve sert bacakları, granit kadar sert göğsü inanılır gibi değildi. Bedeni sıcacıktı.

    Lizzie’nin boynunu öptü. Sıcak dudakları ve nemli dili, Lizzie’nin içini gıdıklıyordu. Büyük ve nasırlı elleri ile Lizzie’nin göğüslerini avuçlayıp, okşuyordu.

    Lizzie daha önce hiç bu kadar arzulandığını hissetmemişti. Kendini güzel, çekici ve özgür hissediyordu. Utanıp, anm tadını çıkaramamasına neden olacak hiçbir şeye izin vermiyordu. İstediğini almıştı. İstediği Patrick’ti.

    Patrick, daha derinlere giderken, kendisini ona bastırdı. Erkeksi kokusu Lizzie’nin başını döndürüyordu.

    Bacaklarının arasındaki sızı giderek arttığı için inledi. Zevk dalgalarını tüm bedeninde hissediyordu. Islanmıştı. Onu istiyordu. Tüm bedeni, Patrick’in dokunuşları için ölüyordu.

    Asla uyanmak istemiyordu.

    Hareketleri daha da coşkulu bir hal aldığında, Lizzie’nin inlemeleri de yükseldi. Artık tek bir hedefe kilitlenmiş gibiydiler.

    Cennetin kapıları önünde açıldığı sırada, Lizzie’nin nabzı deli gibi atıyordu. “Ah, Tanrım... Evet!”

    Bacaklarının arasındaki sızı dayanılmazdı. Patrick, daha derinlere girdi. Zorlukla nefes aldığını ve inlediğini duyabiliyordu.

    Onu daha sert bir şekilde öpmeye başlamıştı. Sakalı, Lizzie’nin ensesinde dolaşıyordu.

    Bu kadarı fazlaydı. Lizzie’nin kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Nefesi kesiliyordu. Kendinden geçmeye başladı.

    “Evet tatlım,” diye fısıldadı Patrick. “Gel bakalım.” Sesi kısıktı ve nefes nefese konuşuyordu. “Tanrım, mükemmelsin.”

    Lizzie, zevk dalgaları arasında hiçbir şey düşünemiyordu. Baştan ayağa kadar tüm bedeninde kasılmaları hissetti. Her yerinde...

    Patrick bir kez daha içine girdi ve iyice derine gidip, beliyle daireler çizmeye başladı. Bu, Lizzie’nin aklını başından aldı —daha önce hiç tırmanmadığı bir zirvedeydi.

    O sırada Patrick de zirveye çıktı.

    Kasılmaları sona erince, Patrick, Lizzie’yi göğsünün sıcak ve korunaklı zırhına yasladı. Hâlâ içindeydi. Bitkin düşmüşlerdi.

    Lizzie, derin bir nefes verdi. Bu şekilde sonsuza kadar kalabilirdi.

    “Uyandın mı?” diye mırıldandı Patrick kulağına.

    Lizzie güldü. “Şimdi uyandım.”