• BAZEN UNUTMAK İSTERSİN-Kürşat BAŞAR
    “Hayallere gelince, bir başkası üzerine kurulu her hayalinizin bir gün yıkılacağını öğrenseniz iyi edersiniz. Yoksa büyümemişsiniz demektir”
    Yine bir efsane Kürşat Başar kitabı ile geldim..
    Hayatta yaptığımız hataları en güzel şekilde dile getiren, insan ilişkilerini en güzel şekilde yansıtan bir kitap. Her sayfasının altını çizdiğim, okurken kendi hislerimi yaşadığım efsane kitap. Her Kürşat Başar’ın kitabını okuduğumda “evet gerçekten de öyle “ cümlelerini defalarca kez söylüyorum. Bir adam kadınların dilinden ancak bu kadar iyi anlayabilirdi. Sadece kadınlarda değil, hayatından dilinden, yaşanmışlıklardan bu kadar güzel bahsetmesi her kitapta beni kendine fazlaca bağlıyor.
    Bu kitap, okunduktan sonra kenara koyulmaz. Hayatın her anında, her yaşta alıp tekrar okunacak bir kitap. Bakış açınızı değiştirmenizi, hayata daha farklı bakmanızı sağlıyor. Kitabın altını çizdiğim, not aldığım o kadar çok yer var ki, kitabı okurken kendimi Kürşat Başar ile sohbet ediyormuş gibi hissettim.
    Hangi yaşta olursanız olun, bu kitabı mutlaka okuyun. Eminim ki bu kitap sizin hayatınızı değiştirecek ve yıllar geçse de sizin kalbinizde, beyninizde size arkadaş olacak.. Okuduktan sonra beni anlayacaksınız.. Mutlaka alın , okuyun, yaşayın..
  • ASLAN HEYKELLERİ
    Çoğaltan ellerini seviyorum kaç kişi
    Dokundukça dokundukça aslanlara
    Parklarda yakışıklı aslan heykelleri
    Birdenbire önümüze çıkıyorlar buysa çok güzel
    Bizim bu aşkımızın aslan heykelleri
    Şahane değişik hüzün heykelleri yani
    Ben bütün hüzünleri denemişim kendimde
    Bir bir denemişim bütün kelimeleri

    Yeni sözler buldum bir nice seni görmeyeli
    Daha geniş bir gökyüzünde soluk aldıracak şiire
    Hadi bir de bunlarla çağır gelsin aslan heykelleri
    Oldurmanın yıkmanın yeniden yapmanın aslan heykelleri
    Olduran yıkan yeniden yapan gözlerini seviyorum kaç kişi
    Bir senin gözlerin var zaten daha yok
    Ya bu başını alıp gidiş boynundaki
    Modigliani oğlu Modigliani

    Az şey değil seninle olmak düşünüyorum da
    İçimde bir sevinç dallanıyor kaç kişi
    Bir geyik kendini çiziyor karanlığa sonra kayboluyor
    Karanlık maranlık ama iyi seçiliyor
    Yorgan toplanmış bacakların seçiliyor
    Bir uçtan bir uca bacaklarının aslan heykelleri
    Onları ne denli sevdiğimin aslan heykelleri
    Ayık gecemizi dolduruyorlar bir uçtan bir uca
    En olmayacak günde geldin tazeledin ortalığı
    Alıp kaldırdın bu kutsal ekmeği düştüğü yerden
    Bunlar hep iyi şeyler ya öte yanda
    Olsa yüreğim yanmayacak aslan heykelleri
    Ama yok aslan heykelleri var köpek
    Delikanlı bir köpeği var onunla yatıyor
    Adalet Hanım iki kişilik karyolasında
    Bozulmuş burjuva ahlakına örnek


    Müzik: https://www.youtube.com/watch?v=eBgt6vpVmgU
  • Mucizelere inanır mısınız? Evet ve hayırlarınızı duyar gibiyim. Dünyada da pek çok mucizeler gerçekleşir. Hem de her gün gerçekleşir ama bunu görebilmek için, gören gözlere ve hisseden bir yüreğe ihtiyacımız vardır. Hayattaki en büyük mucizelerden birisine değineceğim; " Sevgiye..."
    İki insanın birbirini sevmesi ve hayatlarını birbirine bağlaması, dünyadaki en büyük mucizelerden birisidir. yeryüzünde yaşayan milyarlarca insanın peşinde koştuğu ve nadiren bulduğu, gerçek sevgiye ulaşabilen insanların adıdır mucize. çoğu insan ya mutsuz bir hayat yaşamakta, ya gerçekten sevdiği insanı bulduguna kendini inandırıp, bir ömür onunla aynı yastıga baş koyarak geçirmekte ve koca bir hayatı gerçekten mutlu oldugunu sanıp, aslında mutsuz bir şekilde geçirerek tüketmektedir. insanlar, yapı itibari ile sevgiye, ilgiye ve şefkate muhtaçtırlar. ekmek kadar, su kadar, hava kadar gereklidir sevgi, ruhumuz için.
    işte gerçek sevgiye ve sevgiliye ulaşabilen insanlar, büyük bir mucizeyi gerçekleştirmişlerdir. Yataklardan geçen sevgiden bahsetmiyorum, ya da sevdigini zannedip, umut tüccarlarının kirli avuçlarında yitip gidenlerden de değil... ya da iyi bir alışveriş karşılıgında verilen et parçalarından da bahsetmiyorum. İyi bir hayat karşılıgında kendini pazarlayanlardan ve güzelliği satan ve satın alanlardan da değil...
    Ya da zengin bir kadın ve koca avına çıkmış avcılardan da değil bahsettiğim...
    Bahsettiğim, saf ve katıksız bir sevgi;
    İçinde herhangi bir menfaati ve duygusuzluğu barındırmayan bir duygu...
    İki insan düşünün; birbirini hiç tanımayan, gözleri birbirine bir kez dahi henüz değmemiş, yürekleri tertemiz, gerçek sevgiye, aşka inanan iki insan...
    dünyanın ve zamanın durdugu bir an gelir ve milyarlarca insan arasında yürüyüp giden iki insan karşılaşırlar, gözler birbiriyle buluşur ve yüreklerinde büyük fırtınalar kopar, midelerinde hoş bir karıncalanma, dizleri titrer, nefes alışverişleri hızlanır, dünyanın en güzel gözlerinin içine baktıgını düşünür ve dili tutulur. o birbirine bakılan birkaç saniyelik an, sanki milyonlarca saniye gibi gelir. hayat durur ve dudaklarının kenarına tertemiz ve masum bir tebessüm gelip konar.
    Aşk, dünyanın en güzel duygusudur. Sevgiye dönüştüğünde ise, işte o zaman gerçek mucizeler gelip dayanır kapına. İstesen de, istemesen de, kapından buyur etmek zorundasındır.
    Gerçek sevgiye ulaşan, mucizevi insanlardan olmak dileğiyle...

    M. Amca
  • İnsanların çevrimiçi mecrada kusursuz bir benlik yaratmak için saatlerini harcamalarına, kendi yarattıkları bu şeye bağlanmalarına ve bunu kendileriyle ilgili gerçeklikle karıştırmalarına tanık olmak çok şaşırtıcı ve korkutucu. Bu şekilde trafikte kitlenip kalarak, gereksiz atışmalara girerek ve gergin sessizlikler yaşayarak geçirilen bir tatil güzel manzaralar, mükemmel yemekler ve gülen yüzlerden oluşan bir derlemeye dönüşüyor; deneyimlediğimiz şeylerin yüzde 99'u asla benlik anlatısının parçası haline gelmiyor.
    Fiili deneyimlerimiz bedenselken hayali benliğimizin bu denli görsel olması özellikle dikkat çekici. Hayal âlemindeyken, zihnimizde ya da bilgisayar ekranında bir sahne canlandırırsınız. Kendinizi tropik bir sahilde, arkanızda mavi deniz ve yüzünüzde koca bir gülümsemeyle, bir elinizde kokteyl, öbür eliniz sevgilinizin belinde görürsünüz. Cennet. Resimde görünmeyenler bacağınızı ısıran sinir bozucu bir sinek, o kötü balık çorbasını içtiğiniz için midenizde oluşan burulma hissi, mahsusçuktan gülmeye çalıştığınız için çenenizde oluşan gerginlik ve mutlu çiftin beş dakika önce yaşadığı çirkin kavga. Keşke fotoğraftaki insanların fotoğraf çekilirken ne hissettiğini hissedebilseydik!
  • Serinin birinci kitabı imiş ama ben önce ikinciyi okumuştum ve çok beğendiğim için ve ikinci kitapta bu kitaptan da bölümler olduğu için merak ederek aldığım ve bulmakta zorlandığım bir kitaptı. Ve iyi ki almışım dedirtti. O kadar güzel.
  • Hayatımızda birçok insan tanıyoruz. Bazısıyla okulda arkadaş oluyoruz, bazısıyla iş yerinde, bazısıyla internet ortamında. Bunlardan bazıları sadece aynı ortamda bulunduk diyeceğimiz insanlar oluyor. Bazıları mutlu anlarımızı beraber yaşadığımız arkadaşlarımız oluyor. Bazıları ise her ne durumda olursak olalım her zaman yanımızda olan dostlarımız oluyor. Hayat şartları gereği her tanıdığımız, arkadaşımız, dostumuzla bir ömür beraber veya bir ömür iletişim halinde kalamıyoruz. Hayat şartlarının araya mesafeler koyabildiği ve bunun normalliği konusunda hemfikir olduğumuzu umuyorum. Gelmek istediğim asıl noktaya ulaşmak istiyorum. 


    Arkadaş veya dost adını ne koyarsanız tanıdığınız her insanla güzel şeyler yaşamaya bakmalıyız. Güzel anılar biriktirmeli. Güzel mektuplar bırakılmalı. Belki ufak bir eşya, belki bir kitap, belki bir fotoğraf, belki de bence en önemlisi, o ağlarken yanında olup yüzünü güldürebildiğiniz bir surat bırakmalıyız. İşte böyle arkadaşlıklar yada dostluk diyebiliriz.(Siz hangisini okumak isterseniz) Hayat şartları gereği bir daha hiç biraraya gelemeseler bile, birbirleriyle hiç iletişim dahi kuramasalar o paylaştığınız anılar, eşyalar (eşyalar cansız varlıklardır ancak onlarla birlikte yaşadığımız anılar onları yaşayan birer nesneye dönüştürdüğünü düşünüyorum. Aynı bir kitapla bağ kurup onlara gözü gibi bakan insanlar gibi) sizlerin ömür boyunca birbirinizi hatırlamanız için yardımcı etkenler olacaktır. Tabi bunlar olmayınca da insan hatırlar. Birlikte  yaşadığınız küçük bir anı, mesela beraber güldüğümüz bir şeyin benzeriyle karşılaşırsınız ve sizi bir anlığına o özlediğiniz günlere dönersiniz. 


    İyilik yaptığınız, yüzünü güldüğünüz, her zaman yanında olduğunuz ve aynı şeyleri size yapan insanları unutmazsınız. Daha çok hatırlamak, daha güzel hatırlamak, daha güzel hatırlanmak için, daha çok sevin birbirinizi  sevgili okurlar. Her şartta anlamaya çalışın, dinleyin, fikirlerini merak edin, hoşlandığınız ortak şeyleri keşfedin beraber, güzel şeylere yönlendirin birbirimizi. Hayatın keşfedilmemiş güzelliklerini bulmak için çaba sarfedin. Herşey şan, şöhret, para olmasın hayatınızda. Ruhunuzu doyurun birbirinizin. Şuan bu yazıyı yazarken aklıma gelen bir hikayeyi paylaşmak istiyorum sizlerle. 


    Mekanı hatırlamıyorum mazur görün. Anadolu'nun bir köyünde 6 tane adam bir eve misafirliğe giderler. Sofranın ortasında kocaman bir kase ve herkese birer kaşık. Ama kaşıklar bildiğimiz kaşıklar gibi değil, on katı daha uzun. Misafirler çorbadan alıyorlar ama ağızlarına götüremiyorlar çorbayı. Tam kaşığı döndürecek ya kolu arkadaşına çarpıyor ya da kaşıktaki çorba dökülüyor. Şaşkın şaşkın birbirlerine bakarken arkadaşlarının ikisinin çok güzel bir çözüm bulduğunu görüyorlar. Kaşığı daldırıyor kaseye ve karşındaki arkadaşının yemesini sağlıyor. Öbürü dolduruyor ona. Ancak bu şekilde karınlarını doğurabileceğini anlıyorlar. Gerçek bağlarımızı böyle ince düşüncelerle kurabileceğimizi düşünüyorum. 


    Karşımızdakine değer vermezsek belki o bize değer verir ama değer vermeyen de elbet birgün çıkar karşımıza. Belki biz değer veririz ve karşılığında üzülürüz ama mutlaka ve mutlaka hayat karşımıza o ruhumuzun sesini duyan birileri olmasa bile, birini çıkarır elbet. İyilik yapan iyilik bulur. Kötülük eden yaşattığını elbet bir gün yaşar. Ne ekersen onu biçersin. Ve son olarak Rahmân Süresi 60. Âyette belirtildiği üzere "İyiliğin karşılığı, yalnızca iyiliktir."


    Gün geçtikçe güzelleşen, geçmişe güzel anılar bıraktığımız, geleceğe iyilik ve güzellik tohumları ektiğimiz bir Dünya'da yaşama umuduyla  🤗
  • Kitabın başlangıcı beni çok etkilemişti. İlk sayfadan tutuldum kitaba. Ana karakterimiz olasılıkları hesaplarken hesap makinesine ihtiyaç duymayan birisi. Poker oynarken kaybetme olasılığının düşüklüğünü hesapladıktan sonra varını yoğunu oyuna yatırıyor. Bunu yaparken hayatını büyük anlamda değiştirecek adımı attığından bihaber tabiii. Bu olasılıksız olayın gerçekleşmesi ile hikaye başlıyor. Ve tüm hikaye boyunca olasılık konusu işlenirken aynı zamanda pek çok imkansız olay ile de karşılaşlıyor.
    Hikaye başında anlamayabilirsiniz ama bırakmayın çünkü pişman olursunuz sonra. İlk sayfalarda belli karakterlerin hikayelerini anlatmış. Ardından birbirlerine ile bağlarını.
    Gayet etkileyici ve size bilgiler katıcak bir kitap. İçinden fizik, kimya ve daha çeşit çeşit bilgiler var. Kitaptaki karakterlerin bilgi hazinelerinin küçük, güzel dokunuşları var kitabın üstünde. İyi okumalar