• 184 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Hani o çok isteyipte yapamadığın erteledigin beklettigin şeyler varya... Bu kitap öyle ilham verici öyle şevk verici ki aslında bize bizden çok yakın olan Allah'ın hikmetini hatırlayıp silkelenmemiz gerektiğini anlatan birgün de heyecanla merakla okuduğum bir kitap şiddetle tavsiye ederim. Kesinlikle pişman olmayacaksiniz.
  • 136 syf.
    ·8/10
    Bu kitabı okumanız için illa anne olmanıza gerek yok.Herkesin okuyabileceği bir kitap.Hani bazı kitapları yere göğe sığdıramıyanlar varya genelde bende onların gazına gelip alıyorum kitabı sonra hayal kırıklığına uğruyorum verdiğim paraya mı üzülüyüm boşuna geçen zamanıma mı bilemiyorum hah işte bu kitapta öyle birşey yaşamadım.Zaten kitabı kardeşimden aldım yalan yok şimdiye kadar bu kitabı hiç görmedim görsem de almazdım sanırım anne değilim ki ben diye Kitapta herşeyin mükemmel olmasını isteyen bir anne adayı var tabii herşey hayal ettiği gibi olmuyor.Hamilelik döneminden tutunda,doğumuna,ilk çocuktan sonra ikinci çocuğuna kadar olan zamanda yaşadıklarını paylaşmış bizimle yazar çok içten çok samimi sohbet havasında ilerliyor kitap.Neden anne olmanıza gerek yok dedim okumanız için çünkü belki eşinizi ,kardeşinizi,annenizi anlarsınız diye
  • 536 syf.
    ·6/10
    Başlamayın, akıl sağlığınız için seriye başlamayın. Son kitapla birlikte Cassandra Clare'ı mezara sokmak isteyeceksiniz. Seriyi bitireli çok oldu ama nefretim dinmedi .Of varya şaka gibi olayları hatırladıkça deliriyorum, o kadar saçma ki her şey. Tessa hala "En Nefret Ettiğim Kitap Karakterleri Top 10 " listesinde zirvede. Her şey bir yana Will'in çevresindeki insanlara davranışlarının sebebi o kadar saçma bir şeye bağlanıyor ki , ya hiç mi araştırmaz, kimseye söylemez nasıl nasıl nasıl ? Daha fazla o ruh haline girmek istemiyorum, serzenişlerimi sonlandırıyorum. Seriye dair sevdiğim tek şey Will ,Will ve Will. Bu arada Ölümcül Oyuncaklar serisini okuduysanız, Jace ve Will arasındaki benzerlikleri eminim fark edeceksinizdir , ki zaten bu benzerliklerin sonu benim çok şaşırdığım hatta gözlerimi dolduran bir olaya bağlanıyor. İki favori karakterim ve mükemmel bağlantıları ... Evet son olarak Tessa allah belanı versin .
  • 160 syf.
    ·1 günde
    Okudum bitmedi . Evet bitmedi .
    Çünkü Meleknaz ' a ne oldu öğrenemedim.
    O kadar merak ettim ki onu.
    Hayata nasıl tutunuyor ?
    Acaba bebeğinin ,Nergis'inin gözlerini açtırabilecek mi ?
    Hep soru işareti !
    Bitmemeliydi orda bu hikaye ...
    Bu kitabı okuyunca halime binlerce kez şükrettim .
    Gencecik kızlara yapılan tecavüzler , insanların yaşadığı zorluklar beni derinden üzdü.
    Hıçkırıklara boğuldum bu kitapta .Evet tam 106. sayfada Nergisin 'Ben bir insandım abla' sözünden sonra kitabımın sayfaları gözyaşıyla yıkandı.
    "Coğrafya kaderindir "diye bir söz varya gerçekten çok doğru ve bu kitap bunu kanıtlıyor.
    Olay Mardin' de geçiyor. Yazar Mardin'i harika bir şekilde tasvir etmiş.
    Kitabın anlatımı yalın ,sade .
    İçerik merak uyandırıcı olması sebebiyle bir solukta okunacak tarzdan.
    Ayrıca Yezidilerle ilgili pek çok bilgi edinmiş oldum. Kitap bana fayda sağladı.
    Bakış açımı değiştirdi.

    "okumalısınız , okutmalısınız "
  • 144 syf.
    ·10/10
    BU ADAM KİTAP YAZMALI! ACİLEN! HARCANIYOR BURALARDA!
    yazsın. ilk ben okuyacağım. söz. yeter ki yazsın.

    kitap yazarsa, yaratacağı karakterlerin nasıl *stunning* olacağını düşününce çıldırıyorum.
    yaratacağı o kadın karaktere nasıl aşık olurum varya...

    cidden bu yıl okuduğum şu şiir kitaplarından enenen iyisi buydu.
    kadına değer verilmesini değil, ÖNCE kadının kendine değer vermesi gerektiğini çok güzel bir şekilde açıklamıştı bence.
    başkalarından önce kendini sevmeli, başkalarının sevgisine muhtaç olmadığını...
  • 264 syf.
    ·2 günde·Beğendi·10/10
    Şimdi size harika mı harika bir kitaptan bahsedeceğim.Okumaktan o kadar zevk aldım ki bitsin istemedim ama her güzel şeyin sonu var malesef.Kesinlikle sinema filmi olması gereken bir kitap.Öncelikle bu konuda yazarımız Ebubekir Uğur Bey'e çok ama çok teşekkür ederim.Gelelim kitabın konusuna:

    Hicran ve Kılıç birbirlerine o kadar aşıktırlar ki ne aşk.Her şeylerini paylaşırlar,birlikte hep vakit geçirirler,hep birbirine karşı anlayışlıdırlar,gözlerinin içine bakmaya kıyamazlar.Bu yoğun,gürültülü şehirden biraz uzaklaşmak için ve evlilik yıldönümleri olduğu için tatile çıkarlar.O kadar güzel bir yere gideceklerdir ki çok heyecanlıdır bu doğa severler.Vardıklarında göl evine gidecek vasıta bulmaya çalışırlar ve Hasan adında bir at arabası sürücüsüyle tanışırlar onları göl evine götürür.Harika zaman geçirirler tatil boyunca fakat eve döndüklerinden bir süre sonra Hicran rahatsızlanır,sürekli kusmaya başlar.Başta hamile olduğunu düşünürler ve doktora giderler.Doktor hamile kalmasının zor olduğunu söyler ve iki çift buna çok üzülür.Eve kasvet çöker.Hicran sürekli ağlar.Bir zaman sonra Hicran'ın rahatsızlığı artar.Kılıçtan gizli doktora gider ve duyduğu şey karşısında şok olur,karamsarlık kaplar,Kılıç'a bunu nasıl söyleyeceğini düşünür.Sizce Hicran ne yapmıştır? E tabiki her zaman olduğu gibi gerisi sizde.Sorunun cevabını ve daha fazlasını öğrenmek için her şey sizin elinizde.Bu kitabı herkesin okumasını kesinlikle istiyorum.Muhteşem ama muhteşem bir kitap.O sonlarına gelince varya yürek falan kalmıyor.Emeğinize, yüreğinize sağlık hocam
  • 430 syf.
    ·9 günde·Beğendi·10/10
    "Deniz size küsecek, deniz bize küsecek, bu yaptığımız kötülükten sonra deniz bize bir çaça bile vermeyecek... Deniz bize küsecek...
    İşte o zaman Selim'in adını balıkçılar,
    Deniz Küstü Selim koydular" (s.50)

    Bitti... Bir süre kıpırtısız, hiç bir ses çıkarmadı göl. Denizin küstüğünden bi haber... İçindeki balıkları ve tekneleri sallıyordu.
    Göl bu kitabı okuduğumu görüyordu. Hayırsızada değildi benim gördüğüm belki ama Akdamar adasının da dünyaya küsüp gölden kopuk, Selim balıkçı gibi herşeyden ve herkesten uzak durduğunu hissedebiliyordum. Ne desem eksik kalır, biliyorum ama Yaşar Kemal' in büyüsüne uzun bir aradan sonra tekrar kapılmak...

    Menekşe mahallesi... Bildiğimiz bütün mahalleler gibi. Bir duyanın üstüne bin ekleyip kulaktan kulağa aktardığı, içinde iyi insanlarla birlikte birçok kötüyü de barındırdığı yer.

    SELİM BALIKÇI
    Algı o kadar önemli ki... ilk başlarda Selim balıkçı gözünüzde dünya kötüsü bir adam gibi canlanıyor. Oysa kuştan, pamuktan yüreği...
    Öyle ki askerdeyken yediği bir kurşun ve tedavi esnasında tanıştığı sarı saçlı kadın. Bütün ömrünü ona bir ev yapmak için yemeden içmeden çalışarak geçirir ama asla onu görmeye gitmez. Fakir fukara babasıdır yine de. Herkes çok sever, herkes çok korkar ama herkes arkasından atıp tutmaktan kendini alamamaktadır.
    Yunus balıkları onun biricik familyasıdır. O pamuktan yüreği, yağları için katledilen bu denizlerin gerçek sahiplerinin kıyımı karşısında paramparça olur. Yunuslar katledilirken kapitalist düzen tarafindan, kendi aşık olduğu, sırtında beni olan, bir kanadı kırık yunusunun da ölüsünü görür. Dünyası başına yıkılmıştır.
    İnsanlara biraz ısınacakken yeniden kendi kabuğuna çekilir ve olaylar...
    Mahalleli boş durmaz...

    ZEYNEL
    Bütün ailesinin katledilişine şahit olur, kendisi kurtulur ve bir şekilde o da menekşe deki yerini alır. Üzgün, kırgın, itilip kakılan bir çocuktur artık menekşede. Altın gibi bir kalbi, Sadece iyilikle bembeyaz bir zihni... Bu çocuk büyür... Bir cinayet, bir banka soygunu, bir, bir...
    Türkiye' deki medyanın o zamanlar ki müthiş çarpıtıcılığı sayesinde Zeynel Çelik bütün İstanbul 'u kana bulayan, çetesi her gün büyüyen azılı bir katil, gözü dönmüş bir canavardır artık. Aynı anda İstanbul' un dört, birbirinden uzak semtinde cinayetler, kundaklamalar, tecavüzler... Gazete haberlerinde kendisini kasteden, habere çıkan ve kendisi olmayan Zeynel Çelik e büyük bir hayranlık duyar. Iri yarı bir adamdır ya gazetedeki, bizim Zeynel ise çelimsiz, sıska... Tüm ülkenin gündemi kendisi olmasına rağmen, yolda görenler onun Zeynel oldugunu bilmezler. Zeynel iri yarı, Zeynel gangster, Zeynel bıyıklı... İşine gelmektedir elbet.
    Mahalleli yine boş durmaz...

    Kitap bitti... Kalkıp kalkmama arasında gidip geliyorum, o kadar hızlı okudum ki son 50 sayfayı başım dönüyor. Sebep ne bilmiyorum ah ulan Zeynel ne vardı uyacak şu mahalleliye.
    Neyse...
    Bir yandan göle, bir yandan da birbirini çekiştiren insanlara kayıyor gözüm. Yine bire bin. Üst mahalledeki o N.. varya. Alt kattaki komşumun oğlu... Taş yağacak başımıza taş... Kulaklarını kopartacan ya aslında S..' nın... Ş ' nın kocası varya... Yıllar geçse de insanlar hep aynı kalmayı başarıyor. Kötülüklerini teknoloji geliştikçe geliştiriyorlar sadece. Herkesin adı birbirinin ağzında. Tanıdık birkaç yüz görünce garip oldum kitabın etkisiyle. Gerçekten de insanlar hiç bilmedikleri herşeyi o kadar çok eleştirip, olmadık şeyler söyleyebiliyorlar ki...
    Her mahalleye bir karakutu şart bence...
    Neyse Usulca kalktım Selim ve Zeynel ' i düşünerek göl kıyısından. Ne de olsa Mahalleli boş durmaz...
    Toplumun aynası Büyük Usta' yı Saygı ve Şükran ile anıyoruz...