T. S. Eliot 1922’de yayımladığı “Çorak Ülke” şiirinde büyüsü bozulmuş, sırrı gitmiş, makineleşmiş, anlam ve özgürlükten yoksun, akıl ve erdeme sırtım dönmüş “yeni cesur dünya”nın hikâyesini derin bir kayıp, yabancılaşma ve parçalanma temaları üzerinden anlatır.
Sayfa 89 - İnsan Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"Bir başka ülkeye,bir başka denize giderim”dedin. Bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet. Her çabam kaderin olumsuz yargısıyla karşı karşıya. Bir ceset gibi gömülü kalbim aklım, Daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede. Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam Kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün Boşuna bunca yılı tükettiğim ülkede Yeni bir ülke bulamazsın, Başka bir deniz bulamazsın. Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın. Aynı mahallede koşacaksın Aynı evlerde kır düşecek saçlarına. Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma Ömrünü nasıl tükettiysen burada, Bu köşecikte öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.
Alıntı
Su olsa durup içerdik oysa Ama duramaz, düşünemez insan kayaların arasında
Alıntı
Kaya olmasaydı Kaya olsaydı tamam Ama su da olsaydı Su işte Bir göze
Hangi köklerdir yapışıp onu kavrayan, hangi dallar Uç verir şu moloz yığınından? Ey insanoğlu, Söyleyemezsin bunu, kestiremezsin, çünkü senin bildiğin anca Parçalanmış suretler yığınıdır, güneşin kavurduğu, Orda ne ölü ağaç sayvan olur, ne cırcır böceği teselli Ne de kupkuru taş su sesi bağışlar. Bir tek Bu kızıl kayanın altı gölgelik, (Gel sığın bu kızıl kayanın gölgesine), Sana başka, sabahları peşin sıra seğirten Ya da akşam vakti seni karşılamaya duran gölgenden Bambaşka bir şey göstereceğim; Sana korkuyu göstereceğim bir avuç tozda.
Alıntı
Bir kere, sadece bir kere döndüğünü, Düşünürüz anahtarı, her birimiz zindanımızda Ve düşünerek anahtarı, herkes pekiştirir bir zindanı...