İnsan bazen en çok, kendisinden kaçarken çalışır. Çünkü eğer yeterince meşgul olursan, eğer her dakikanı bir şeylerle doldurursan, eğer zihnini yeterince yorar, vücudunu tükenmeye zorlarsan, kendi içinde yankılanan sesleri duymamayı başarabilirsin. En azından bir süreliğine. Sabahlar başlamadan bitiyordu. Behzat, sabahları kahvaltı yapmazdı. Aslında sabahları hiçbir şey yapmazdı. Çünkü uykusuz geceler, sabahları bir yük gibi hissettirirdi. O yüzden doğrudan çıkardı. Doğrudan okulun yolunu tutardı. Ama okula, sadece dersler için gitmezdi. Orası artık onun için bir sığınaktı. Çünkü evde olmak, odasının içindeki sessizliğe gömülmekti. Ve sessizlik, insanı en çok içeriden tüketen şeydi.