Hilal Ocak

İnsanlar onu tanımaya başlamıştı. Öğrenciler onun etrafında toplanıyordu. Bazıları ona hayranlık duyuyordu, bazıları ona ulaşmaya çalışıyordu. Ama Behzat, kimseyle gerçekten bağ kurmuyordu. Ne bir arkadaşlık, ne bir aşk, ne bir sohbet. Çünkü birine yaklaşmak, onun seni görmesini sağlardı. Ve görülmek, en büyük korkuydu. O yüzden hep meşgul kalmayı seçti. O yüzden herkesin ortasında olup, kimseyle olmamayı başardı. Çünkü gerçek yalnızlık, sadece kalabalıktan uzak olmak değildi. Gerçek yalnızlık, kalabalığın içinde görünmez olmaktı. Ve o bunu ustalıkla yapıyordu.
Sayfa 19·Kitabı okuyor
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Dersler artık bir kaçıştı. İlk başlarda dersler sadece bir gereklilikti. Ama zamanla, derslerin içindeki ritmi fark setti. Bir konuyu anlamaya çalışırken, içindeki boşluğu hise setmiyordu. Bir teoriyi çözmeye çalışırken, zihni geçmişe gitmiyordu. Hocaların sorduğu sorulara cevap ararken, kendi içinde cevaplayamadığı soruları unutuyordu. Bu yüzden daha fazla çalıştı, daha fazla araştırdı, daha fazla okudu. Çünkü ne kadar fazla öğrenirse, kendisiyle o kadar az yüzleşecekti. Yoğunlukla boğulmak.
Sayfa 19·Kitabı okuyor
İnsan bazen en çok, kendisinden kaçarken çalışır. Çünkü eğer yeterince meşgul olursan, eğer her dakikanı bir şeylerle doldurursan, eğer zihnini yeterince yorar, vücudunu tükenmeye zorlarsan, kendi içinde yankılanan sesleri duymamayı başarabilirsin. En azından bir süreliğine. Sabahlar başlamadan bitiyordu. Behzat, sabahları kahvaltı yapmazdı. Aslında sabahları hiçbir şey yapmazdı. Çünkü uykusuz geceler, sabahları bir yük gibi hissettirirdi. O yüzden doğrudan çıkardı. Doğrudan okulun yolunu tutardı. Ama okula, sadece dersler için gitmezdi. Orası artık onun için bir sığınaktı. Çünkü evde olmak, odasının içindeki sessizliğe gömülmekti. Ve sessizlik, insanı en çok içeriden tüketen şeydi.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Ev boştu. Ve işte o an, anladı. Bu ev, zaten uzun zamandır boştu. Ve o, yıllardır bu boşluğun içinde kendini var etmeye çalışıyordu. Ama artık bu boşluktan çıkması gerekiyordu. Çünkü eğer burada kalırsa, Gerçekten, tamamen kaybolacaktı.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
O gece, yine bir rüya gördü. Bir koridorda yürüyordu. Kapılar vardı, ama hiçbiri açılmıyordu. Zemin karanlıktı, her adımında biraz daha içine batıyordu. Sonra bir kapıya ulaştı. Kapının ardında birisi vardı, biliyordu. Ama kim? Elini uzattı, kapıyı açtı. Ve karşısında kendini gördü. Ama yüzü yoktu. Uyandığında, ilk defa gerçekten korktu. Çünkü insan bir başkasını kaybedebilir. Ama kendi yüzünü kaybederse, işte o zaman gerçekten yok olur.
Sayfa 18·Kitabı okuyor