Hayatta her şey belirsiz. Yaşadığınızı ancak bu şekilde, belirsizlik sayesinde anlayabiliyorsunuz. Bazen geçmişe dönmeyi de bu yüzden istiyoruz tabii çünkü geçmiş, bildiğimiz ya da bildiğimizi zannetttiğimiz bir şey. Daha önce de duyduğumuz bir şarkı.
Bu işi seviyorum. Şu an hayatta öğretmenlik yapmaktan daha iyi bir amaç göremiyorum. Öğretmenlik yapmak zamana bekçilik ettiğiniz, şekillendireceğiniz zihinler yoluyla gelecekteki mutluluğu garanti altına aldığınız hissini veriyor
Ama şöyle bir sorun var: Geleceği bilemeyiz. Haberlere bakıp korkunç şeyler görürüz ama asla emin olamayız. Gelecek böyle bir şeydir. Bilinemez. Bir noktada bir şey bilmediğinizi kabul etmek zorunda kalırsınız. Sonraki sayfalara göz atmayı bırakıp okuduğunuz sayfaya yoğunlaşmak zorunda kalırsınız.
Ölmek nasıl bir ansa yaşamak da bir an. Gözlerini kapar ve bütün gereksiz korkuları çözülüp gitmesine izin verirsin. Sonra korkudan muaf olan bu yeni varoluş halinde kendine sorarsın: Ben kimim? Şüpheler olmadan yaşayabilseydim neler yapardım? Haksızlığa uğrama korkusu olmadan yaşayabilseydim? Acıdan korkmadan sevebilseydim? Yarın o tadı nasıl özleyeceğimi düşünmeden, bugünün tadını çıkarabilseydim? Zamanın geçişinden ve sevdiklerimi benden çalabileceğinden korkmamış olsaydım? Evet. Ne yapardım? Kimleri umursardım? Ne için savaşırdım? Hangi yollarda yürürdüm? Nelerden haz alırdım? İçimdeki hangi gizemleri çözerdim? Kısacası, nasıl yaşardım?