Cahiller kendilerinden çok emindir, bilgeler ise Hamlet gibi davranır, bu da kimi durumlarda cahillere bir hayli avantaj sağlar. Bu durum, ruhsal tefekkür hâline tam tamına zıttır. Çünkü tefekkür etmek ancak dünyanın sorularla, muamma ve gizemlerle dolu olduğu noktada mümkündür. "Her şeyin apaçık olduğu noktada tefekkür yoktur. Platon'a göre şaşırmak, bütün felsefenin kaynağıdır, Jaspers ise "Şaşırmak öğrenmeye meyletmek demektir." der. Gizem ve tefekkür duygusu birlikte ilerler. Din ve tefekkür, bu noktada birbirine bağlanır. Bunlar, ruhun birbirine denk hâlleridir. Gizemi görmezden gelmek, uygulamalı ateizmin en önemli yönlerinden biridir. Kitle insanının hayatı tefekkür olmaksızın şekillendirilmektedir. Bu insan tipi hiçbir yerde esrarı, muammayı fark etmemektedir. O; şaşırmamakta, hayranlık duymamakta, bilinmeyen karşısında korku hissetmemektedir. Kısaca o, ruhuyla yaşamamaktadır. Her şeye rağmen sorun ortaya çıktığı noktada o, sorunu adlandırır; ona isim verir ve böylece soruna çözüm bulduğu yanılgısıyla yaşamaya devam eder. Bu isimlendirmelerden bazıları şunlardır: İçgüdü, maddenin üst seviyede organize oluşu, üst seviyede organize olmuş maddenin kompleks yapıları vb.