Ç.

Her hâlükârda, insan ya iyidir ya da kötüdür fakat hiçbir zaman masum değildir. İncil'deki ilk günah hikâyesinin nihai manası belki de buradadır. İnsanlık, günahkar değildir lakin masum da değildir. Cennetten kovulduğu an itibarıyla Âdem (insan), bir hayvanın ya da meleğin olduğu hâliyle masum olamaz. O, seçim yapmak zorundadır, ona bahşedilen özgürlüğü kullanmak, iyi ya da kötü olmak, kısaca insan olmak zorundadır. Bu seçme kabiliyeti, sonucu ne olursa olsun, evrende mümkün olan en üst varoluş biçimidir.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Düşünce
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Özgür insan.
İnsan er ya da geç, bu yüzyılın sonunda veya milyon yıl sonunda, kendi suretinde bir taklidini, onu yapana çok benzeyen bir robot veya canavarı imal edebilecektir. Bu insanımsı makine insana fazlasıyla benzeyecektir ancak şimdiden kesindir ki makine hiçbir zaman özgür olamayacaktır, o ancak insanın daha önce programladığı işlevleri yerine getirebilecektir. Tanrı'nın yaratma eyleminin büyüklüğü ve tekrar edilemezliği, kâinatta bu fiiliyattan önce ve sonra olmuş hiçbir şey ile kıyas edilemezliği bundandır. Ebediyetin bir ânında özgür bir varlık vücuda geldi. Şayet Tanrı'nın bu dokunuşu olmasaydı evrimin bir sonucu olarak elimizde insan değil; üst düzey bir hayvan, üst hayvan, kalpsiz ve şahsiyetsiz, insan vücuduna ve zekâsına sahip bir ucube olurdu.
Sayfa 84·Kitabı okudu
ânın ehemmiyeti
Yalnızca insan hayatının tüm derin gerçekleri değil, tüm korkunç yanılgıları da yaratılış olgusuna dayanmaktadır. Yalnızca insanın büyüklüğü, ahlâklılığı, özlemleri ve trajedisi değil; aynı zamanda tüm çıkmazları, mutsuzlukları, laneti, zulmü ve kötülükleri de bu gerçeği temel almaktadır. Hayvanlar ne birini ne de diğerini tanır, bu çığır açan ânın ehemmiyeti de burada yatmaktadır.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Düşünce
Hayatı yalnızca bilim insanlarının açıklamalarıyla anlamamız mümkün değildir. Çünkü hayat bir mefhum olduğu oranda bir mucizedir de. Ressam Jean Dubuffet der ki: "Ağaç beni hayranlık uyandıracak derecede şaşırtıyor." Şaşırmak ve hayranlık duymak, hayatı anlamamızın belki de tek şeklidir.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Düşünce
Cahiller kendilerinden çok emindir, bilgeler ise Hamlet gibi davranır, bu da kimi durumlarda cahillere bir hayli avantaj sağlar. Bu durum, ruhsal tefekkür hâline tam tamına zıttır. Çünkü tefekkür etmek ancak dünyanın sorularla, muamma ve gizemlerle dolu olduğu noktada mümkündür. "Her şeyin apaçık olduğu noktada tefekkür yoktur. Platon'a göre şaşırmak, bütün felsefenin kaynağıdır, Jaspers ise "Şaşırmak öğrenmeye meyletmek demektir." der. Gizem ve tefekkür duygusu birlikte ilerler. Din ve tefekkür, bu noktada birbirine bağlanır. Bunlar, ruhun birbirine denk hâlleridir. Gizemi görmezden gelmek, uygulamalı ateizmin en önemli yönlerinden biridir. Kitle insanının hayatı tefekkür olmaksızın şekillendirilmektedir. Bu insan tipi hiçbir yerde esrarı, muammayı fark etmemektedir. O; şaşırmamakta, hayranlık duymamakta, bilinmeyen karşısında korku hissetmemektedir. Kısaca o, ruhuyla yaşamamaktadır. Her şeye rağmen sorun ortaya çıktığı noktada o, sorunu adlandırır; ona isim verir ve böylece soruna çözüm bulduğu yanılgısıyla yaşamaya devam eder. Bu isimlendirmelerden bazıları şunlardır: İçgüdü, maddenin üst seviyede organize oluşu, üst seviyede organize olmuş maddenin kompleks yapıları vb.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Düşünce