Türk tarihçimiz, kutsal topraklar ve sanat tarihi üzerine uzmanlaşmış; objektif bilgileri, muhteşem hafızası ve etkileyici anlatımıyla tanınan akademisyen yazar Talha Uğurluel’in kaleminden muhteşem bir eser okudum.
Talha Bey’in programlarında gördüğünüz o akıcı dil, kitaplarında da aynı şekilde hissediliyor. Tarih kitabı okumaya çok alışkın biri olmamama rağmen hiç sıkılmadan okudum. Açıkçası başta biraz tereddüt etmiştim. Genelde farklı türlerde okuduğum için benim adıma oldukça farklı bir deneyim oldu.
Kitapta Nuh Tufanı; Şırnak, Cizre ve Cudi Dağı ile birlikte Diyarbakır’daki peygamber makamları, Hazreti İsa’nın şifa mendili ve Ashab-ı Kehf’in bulunduğu yerler görsellerle desteklenerek anlatılmış.
Kısacası, Kur’an’da geçen birçok olay ve peygamber tarihi ile buluşturulmuş.
Kitabı okuduktan sonra gezip görmek istediğim yerlerin rotası bile değişti. Tarsus ve Aksaray’da yaşamış biri olarak bilmediğim pek çok şeyi öğrenince gerçekten hayretler içinde kaldım.
En kısa zamanda ikinci cildini ve diğer kitaplarını da edinmek istiyorum.
Mutlaka kitaplığınızda bulunması gereken eserlerden…
Nûh'un gemisinin hangi dağın üzerine oturduğuna dair bazı spekülasyonlar yapılıyorsa da, Kur'an'ın sarahaten belirttiği gibi, gemi Cudi Dağına oturmuştur. En eski müfessirlerimizden olan Taberi, Cudi dağının Musul yakınlarında, Hadhad denen bölgede, yâni bugün Şırnak ve Cizre arasında bulunan mevkide olduğunu belirtmektedir.
Cudi Dağı’nın dünya tarihindeki en büyük şöhreti, Nuh’un Gemisi’ne ev sahipliği yaptığına dair olan inançtır. Kur'an-ı Kerim'de (Hûd Suresi, 44. ayet) geminin "Cudi" üzerine oturduğu açıkça ifade edilir. Bu sebeple yüzyıllardır "Sefine" bölgesi her yıl ziyaret edilen, kutsal kabul edilen bir mekân olmuştur.
Kürtler
Antik kaynaklarda Kardu, Kordu, Gordy adlarıyla anılan kavim Cizre yakınındaki Kürd Dağının (Cudi Dağı) kuzeyinde, bugünkü Şırnak ilinin Merkez ve Güçlükonak ilçeleriyle belki Beytüşşebap