Giriş Yap
382 syf.
·
Beğendi
·
7/10 puan
Saatleri Ayarlama Enstitüsü oldukça sık adını duyduğum ve çok fazla beğeni alan bir kitap olarak hafızamdaydı. Yaklaşık 2 sene önce kitabı okuma fırsatı buldum. Romanın ana kahramanı Hayri İrdal ın yaşamı üzerinden Osmanlı dönemine, Batılalaşma sürecine ve Cumhuriyet dönemine kısa kısa vurgu yapmış yazar. Kitapta çok fazla karakter olması ve yazarın bana ağır gelen dili nedeniyle kitabı okurken epey zorlandım. Aslında içerik anlamında eski yeni karşılaştırması, geleneksel yapılara ve günümüz sistemine eleştirisel bakış anlamında doyurucu bir kitap ama ne yazık ki ben okurken çok kopukluk yaşadım.
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
8.4/10 · 33,2bin okunma
Reklam
·
Reklamlar hakkında
1724 syf.
·
103 günde okudu
·
Beğendi
·
10/10 puan
İnsanlık adına kaleme alınmış ve her zaman kıymetini korumuş bir eserle ilgili şahsi düşüncelerimi paylaşmadan edemiycem... Victor Hugo'nun insanların sınıflandırılması ve yargılanması konusundaki adaletsizliği türüne çok az rastlanır bir hassasiyetle kalbimize, zihnimize kazıdığı bir başyapıt olan Sefiller tüm insanlığın tekrar tekrar okuması, üzerinde düşünmesi gereken bir eser. Doğumdan ölüme Jean Veljean üzerinden ilerlerken dönemin özellikleri, Paris'in ve tüm Fransa'nın yapısı ayrıntılı bir şekilde ele alınmış. Fransızlar için mükemmel bir kaynak kitap gerçekten. Kitapla ilgili ne söylesem biraz eksik kalıcak bunu hissediyorum. Amacım zaten her şeyi söylemek değil belki birilerinin aklında bir fikir oluşturur ve tekrar okuma isteği uyandırabilirim ümidiyle yazıyorum. Zira bu benim yetişkin olarak kitaba ikinci dönüşüm. Kitabı okumaya başladıktan kısa bir süre sonra YouTube da Haluk Tatar'ın, Fransa Nasıl Zengin Oldu? isimli videosuna denk geldim. Yozlaşmanın ve insanlıktan çıkmış olmanın sadece bir topluma has olduğunu düşünmek çok büyük yanılgıdır. İnsan her yerde zavallı varlığını hırsını içindeki şeytanla ya da melekle nasıl harmanladığını kanıtlar. Videoyu izledikten sonra Victor Hugo'nun o hassasiyetini o yüceliğini zamanla Fransızlar da kaybediyormuş anlamış oldum... Bu şahsi fikrimi buraya üzülerek koymak ihtiyacı hissediyorum. İnsanlık denen kavramın milliyeti olduğunu düşünmüyorum doğru ve yanlış nettir zulmün bahanesi olmaz. Yoksulluğa ve sefilliğe mahkum edilmiş bir kitle varsa bir devlette, orda adaletten kimse söz edemez. Yoksulluk insanlar doymadığı için değil zenginlerin gözü doymadığı için vardır maalesef...Bir tarafta obezlikle mücadele eden gelişmiş ülkeler varken bir tarafta açlıkla suzuzlukla sınanan fakir ülkelerin olması da dünyanın adil bir yer olmadığının kanıtı zaten. Gazap Üzümleri'nde gecen kapitalist sistemde meyvelerin fiyatı artsın diye çoğunu okyanusa döktüren patronlar ailelerin açlıktan ölmesini zerre umursamamıştı. Yol kenarlarında açlıktan can çekişen bebekleri Fransız soyluların pislik gibi görmesiyle eş bir sahnedir zihnimde! Sefalet insanın zalim olduğu her yerde hüküm sürüyor ne acı.... Jean Veljean bir ekmek çaldı ve Fransa Devleti'nin alt kesimden kürek mahkumlarına ihtiyacı vardı gençti nispeten güçlüydü ve bu ceza onun hakkıydı! Bir farkı vardı o düşünebilen bir insandı. Zekiydi bir yolunu bulup kaçtı. Bir insana Allah yardım ederse onun kazanamayacağı mücadele yoktur. Kader ona fırsatlar verdi. Hırsızlık yapmak için evine girdiği Rahip ona hayatı boyunca yolunu aydınlatan bir kalp temizliği verdi.Onu doğruya inanca yönlendirdi. Evindeki para edecek son gümüş takımları verdi aslında ona hayat veren yol gösteren ilahi işaret o oldu. Şimdi Papa'nın her şeyi altından!!! Diyanet işleri servet değerinde arabalara biniyor!!! Başka bir kimlikle çalıştı bir kasabanın kaderini değiştirdi.Fakirleri korudu kolları, herkese adil davrandı. Herkesin saygı duyduğu bir adam ve servet sahibi varlıklı bir insan haline geldi... Kader onu Javert le karşı karşıya getirdi. Javert insan ürünü yasaların temsiliydi. Bire bir yasa adamıydı ve Jean Veljean'in peşini hiç bırakmadı. Yaptığı iyiliklere merhamet etmedi. Javert in bir hatası sonucu yerine bir başkasının kürek mahkumu olacağını öğrendi ve hiç tereddüt etmeden tüm servetine ve yeni kimliğine rağmen teslim oldu ve o adamı kurtardı. Jean Veljean'ın tek yargılandığı yer bence kendi vicdanıydı. Kitabın sonuna doğru uğruna her şeyini hayatını verdiği yasaların insan ürünü hatalarla ve başka çıkarlara hizmet ettiğini anladığı noktada Javert bu ağırlığın boşa yaşamış olmanın acısına dayanamayarak hayatına son verdi. Onun ölümü bile yasalardaki adaletsizliğe açık bir göndermeydi ve bence eserin en vurucu bölümünden biriydi. Jean Veljean ise vicdanından asla kaçmadı çünkü kalbi doğruydu. Onun adaleti ilahi bir işaretti. Paris'in kirli yüzlerinden birini başarılı bir şekilde Fantine üzerinden gösterdi Victor Hugo... Fuhuş işkenceler, çocuğu için saçını kestirip, dişini söktürüp satan bir anne ve emanet ettiği evde para kaynağı olarak görülen ve piç muamelesi gören sefalet süren küçük Cosette... Fantine ve Jean Veljean'ın yollarını kesiştiren kader. Fantine dayanamadı öldü emanetini Jean Veljean a bırakarak öldü. Bu emanet Jean Veljean'ın hayatının anlamı yaşama sebebi haline geldi. Bilirsiniz bir kız çocuğunun gülüşünde cennet gizlidir. Cosette Jean Veljean'ın cenneti oldu... Bu kez karşımıza Cumhuriyet'i temsilen Marius ve krallığı temsilen onun soylu dedesini çıkardı yazar. Karakterin temsil gücü o kadar yüksekti ki Dede konuşurken bağnazlık Torun konuşurken mücadele ve Cumhuriyet ruhu işledi içimize. Bu torun ve Cosette arasındaki muhteşem aşk bence tüm insanlık için umudu temsil etti. Çünkü onların aşkı herkesi birleştirdi. Yeniden insanlık için varolucak bir nesli işaret ediyordu ve çok saf muhteşem bir anlatımla kalbime kazındı. Cumhuriyet uğruna ne mücadelelerle gerçekleşmiş. Görmüş oldum. Kitaptaki her karakterin insanlık adına mükemmel bir temsil gücü olduğunu söylemem gerekiyor tekrardan. Efes bir başyapıt, okuyun, okutturun, hayatınızın farklı dönemlerinde de okuyun. Medeniyet bu günlere gelesiye çok kan döküldü çok bedeller ödedi. Kitapla kalın....:))
1 yorumun tümünü gör
Mehmet Amca’nın sohbetlerinde İstanbul’un zenginleri ve yalı sahipleri, hep dönemlerle anılır; çünkü o siyasi dönemlerde zengin olmuşlardır. Mesela “Abdülhamid zenginleri” diye bir kategori vardır. Yıldız Sarayı’nın, vehimler içinde yaşayarak, hayatı kendisine de kullarına da zehir eden talihsiz sultanı, hafiyelik yapanlara ödül olarak Boğaz’da yalı, Nişantaşı’nda konak hediye etmiştir. Daha sonra “harp zenginleri” gelir. Bunlar, Birinci Dünya Harbi’nde silah ve petrol ticareti yapan, kaçak şeker, kaçak kömür, kısacası her türlü malın kaçakçılığını yaparak zengin olanlardır ki, onların yerini yine Mehmet Amca’nın deyimiyle “Cumhuriyet zenginleri” almıştır. “İstiklal Harbi’nden sonra zenginlik el değiştirdi kızım” diye anlatır Zehra’ya. “Servetler gayrimüslimlerden alınıp Müslüman Türklere verildi, Türk zenginler ortaya çıkarıldı.
Sayfa 22 - İnkılap Yayınları
308 syf.
Ruh Adam
Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda geçen, nefsi ile mücadele eden ve tarih görüşünü kaybeden bir subayın hikayesinin anlatıldığı bir roman. Romanın kahramanı Selim Pusat (aynı zamanda bir anti kahraman) çıkarıldığı mahkemede daha önce padişaha bağlılık yemini etmiş ama şimdi cumhuriyete bağlılığı bulunan subayların Osmanlı'dan bu kadar kolay vazgeçişini anlamlandıramaz. Olaylar kahramanın bugün ve geçmiş yaşamı ile kendini sorgulayışı üzerinden devam eder. Hüseyin Nihal Atsız'ın hayatını ve hayata bakışını bilenler onun yaşamından esintiler bulsa da eserde çok ciddi psikolojik tahliller bulabilirler. Yazarın sık kullandığı uslübun aksine sembolizmin benimsendiğini görebiliriz. Dil olarak çok basit olmasa da gayet akıcı ve sürükleyici bir eser. Özellikle son sayfalarda vermek istediği mesajı net biçimde ifade etmiş. Yazar hakkındaki ön yargılarınızı bir kenara bırakıp okursanız olaylara bakışınızı sorgulatabilecek bir eser. "Bana insanlardan mı bahsediyorsun? İnsanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. Bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir."
Ruh Adam
8.7/10 · 21,7bin okunma
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Halide Edip Hanım gülümsedi: “Aşk haddini bilmemektir zaten.” İzin isteyerek kalktı.
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.17