Ru

şiir düzyazıdan önce bulundu; böyle olmalıydı çünkü güçlü duygulanımlar akıldan önce konuştu.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Güney dilleri canlı, tınılı, vurgulu, belagatlı ve enerjilerinden dolayı ge­nellikle anlaşılmaz olmayı sürdürürler; Kuzey dilleriyse hala boğuk, sert, eklemli, cırtlak, tekdüze, elverişli bir ya­pıdan çok, sözcüklerinden dolayı açıktırlar.
Vahşi avcıdır, barbar ço­ban, uygar insan da çiftçi.
Sadece tek bir nesne gören kişi için, yapılacak hiçbir karşılaştırma yok­tur. Sadece az sayıda nesneyi ve çocukluğundan beri hep ay­nılarını gören de bunları birbiriyle hiç karşılaştıramaz çünkü onları görmenin verdiği alışkanlık onları incelemek için ge­rekli olan dikkati kişinin elinden alır
Yaşamını sür­dürme zorunluluğu insanları birbirinden uzaklaşmaya zor­larken bütün güçlü duygulanımlar onları birbirlerine yaklaş­tırır. İnsanlardan ilk sesleri çekip alan açlık ya da susuzluk değil aşk, nefret, acıma, öfkedir.