sana yazmak (kendimi boğuluyor gibi hissettim, sana günlük gibi bir şey yazıyorum ve postalamıyorum: kaygı verici biçimde büyüyor ve her defasında en korkunç meleğimle tutuştuğum güreşe tanık oluyor) ve sana şiirlerimden (ki hepsi sana yazıldılar) ve bir ikisinin basılmasından söz etmek ve hepsinden de kötüsü, seni, kısacık bir an görebilmek istiyorum. Sen o kadar yakınımdayken, bu denli dikkatli olduğumuz için kim bilir ne zaman affedileceğiz. İçimdeki kadının bu parçası, yatağında erkeğinin sıcaklığına, erkeğinin yemeğini kendisiyle yemesine ve kendi ruhuyla düşünüp söyleşmesine ihtiyaç duyan bu somut, mevcut, dolaysız parça: işte bu parçam hâlâ arkandan ağlıyor: neden, neden beni görmüyor ve benimle olmuyorsun, bütün o korkunç yıllardan, o sonsuz yıllardan önce hâlâ azıcık vakit varken; 23 yıl boyunca farkına varmadığım, hor görüp inkâr ettiğim bu kadın şimdi gelmiş benimle alay ediyor, hem de bu korkunç keşfi en zayıf halimdeyken yapıyorum.
"Kendi kararım olmaksızın, kendimi sana adadım(ama kendimi ilk kez sana bırakırken bunun canımı cok, cok, çok ve sonsuza dek yakacağını bilemedim) ve belki de şimdi asla bilmemem gereken bir şekilde biliyorum, eğer hayatımı kolaylaştırıp bana seninle birlikte yaşayabileceğimi söyleseydin (her ne koşulla olursa olsun, seninle olsun yeter)seni ne kadar derinden, ne kadar korkuyla ve deliler gibi sevdiğimi şimdi biliyorum, bütün tavizlerin, kafamda seninle ilgili oluşan bütün soruların ötesinde, bugün bile.
bugün Richard'tan bir mektup aldım ve her şeyi paramparça ederken içimde bulmaktan korkup bulmamak için savaş verdiğim şeyi su üstüne çıkardı: Ben bu kahrolasıca adamı bütün benliğimle seviyorum, cehennem kadar çok. Daha beteri, kendimi durduramıyorum; birini hoşlanacak kadar, sevebilecek ve evlenecek kadar tanımam, hatta insan olmam en az iki-üç yılımı alacak. Yani tam anlanmıyla bir manastırdayım denebilir. İşin kötüsü, gerçek bir manastırda değilim ve etrafım bana Richard olmadıklarını durmadan kanıtlayan erkeklerle kuşatılmış; (…)
resmini, bronz ölülerin diyarında beni içim buz kesmiş halde tutan o umudu ve aşkı paramparça et, çünkü benim dünyamdan gittikçe daha soyut bir hal alan Richard adlı o soyut zorbadan kendimi kurtarmak giderek daha da zor bir hale geliyor… Ruhumu senden geri almak zorundayım; o yokken tenimi de öldürüyorum.
zihnimdeki resmine başka başka maskeler taktım, her gece, rüyalarımda bile onunla oynadım. İçtiğim zamanlarda senin maskeni alıp seni tanıyormuş gibi görünen başka yüzlere taktım. Hava atmak için sadakat gösterilerinde bulundum.