Kızların, hali daima başkadır. Hoppa kadınlar genellikle akıllı kocalarının verdikleri terbiyeyi kabul ederek akıllarını başlarına alabilirler. Dert şunda ki, hoppa kocalar, akıllı karılarının nasihatlerini çoğunlukla dinlemeyerek, hanımlarını berbat edinceye kadar varırlar.
O şehvet denilen şey yok mu? Pek murdardır. Ama gerçekten murdardır. Aşkın ruhu denilen hayali varlığın temiz eteği, murdar şehvet ile kirlenince zevki kaçar. Ancak o zaman açgözlülük insanın gözlerine perde çektiği için, adam k lekeyi göremez.
Görmüyor musun ki gözlerim, ferahlama, sevinç ve aşırı neşe ile parıl parıl parlamaktadır. Ama bunun sebebini başka bir şeye yorma. Gözlerimin bu kadar parlak olması ancak senin parlak yüzünün ışığından yansıyan aydınlıktır. Hiç aynayı eline alıp da kendi güzelliğini seyrettin ve özellikle gözlerinin güzelliğine dikkat eylediğin var mıdır? Senin kendinden geçmiş gözlerin gibi gözleri, dünyanın gözleri görmemiştir. Kendi gözlerin kendindeki güzelliği görmekten aciz ise sana ben söyleyeyim. Senin gibi baştan ayağa kadar hoş bir güzeli dünyanın hiçbir tarafında haber vermediler. Zira Allah böyle bir vücut daha yaratmadı. Bizim seni seyretmekten aldığımız zevki sormuyor musun? Biz senin gözlerin ve kaşların karşısında tir tir titremekteyiz. Zira âşıkların kanına ve canına kast ile, gâh senin kendinden geçmiş gözün pusu kurmuş ve gåh gaddar kaşın yay çekmiştir. Aslında sen bizim böyle mahzun mahzun ah edişlerimizden ve ağlayarak yakarışlarda bulunmamızdan hoşlanıyorsun. Ancak cayır cayır yanan göğsümüzün dumanı her an başımızı bürümekte olup bu kokulu dumanın doğal kokusu için bir öd ağacı gibi nice ateşler üzerinde yarıp kalalım. Senin aşkının derdiyle hastalandım. Döşeklere döşendim. İşte hayatımın devamından da ümit kalmadı. Eğer tatlı canımın dudaklarıma kadar gelmiş olduğu şu anda, sen dudaklarını dudaklarım üzerine koyar isen ebedi hayat bulurum. Yoksa böyle kıvrana kıvrana can verir giderim."
Fakat hani bazı adamlar vardır ki, bildikleri şeyleri nasıl öğrenmiş olduklarını bilmezler. Özellikle memleketimizde bilenlerin en çoğu bildiklerini nasıl öğrenmiş olduklarını bilmezler.