"Ölüm acı bir ilaçtır, diyordu, unutmak ve artık ıstırap çekmemek için yüzümüzü buruşturarak, iğrenerek, gözlerimizi kapayarak bir hamlede içtiğimiz ilaç..." Bazı meyus saatlerimde bu şaire hak vermiştim. İnsanın ölümü gönül rızasıyla kabul etmesini aklıma sığdıramıyordum... Bu kuru yapraklarla dolu çukurda yatarken fikrimi değiştirdim. Ölüm sadece bir vasıta değildi. Kara toprağın içinde sönüp gitmekte, mahvolmakta ayrıca bir zevk, bir lezzet de vardı.
Sevdayı size kalpte doğup ölen bir şey diye öğretiyorlar... Ne fena, ne yanlış bir fikir... Sevdanın kalble hiçbir alakası yok... Sevda yalnız dudaklarda doğup yaşadıkça bir saadet olur... Onun dudaktan kalbe zehir gibi işlemesine meydan vermemeli... Ben çiçeklere “toprağın sevdası" derim... Onlar da toprağın dudağında birer buse olarak açılıp sönüyorlar... Hangisi toprağın kalbine gitmeyi düşünüyor?