“Etrafına baktı. Bu çürüyen ve kaybolan şehrin bir parçası olmaktan memnun, ‘İstanbul’ diye fısıldadı.
Kirli havayı ciğerlerine çekerken dudağına varla yok arası bir gülümseme kondurdu.”
“Gözüm birden aynadaki çocuğun yüzüne takıldı. Hatları benimle tıpatıp aynıydı, ama bir o kadar da yabancıydı bana. Uzun uzun aynaya bakarak bu yabancı yüzün anlamını çözmeye çalıştım.”