Alex Michaelides öyle bir ters köşe yapmış ki, hani derler ya, insanın feleği şaşıyor.
Alicia Berenson, ünlü bir ressam. Bir akşam kocasına beş el ateş ediyor ve o günden sonra ağzını bıçak açmıyor. Tek kelime bile! Theo adındaki bir psikoterapist de çıkıp geliyor, "Ben bu kadını konuştururum" diyor. Olaylar ondan sonra öyle bir sarpa sarıyor ki, kitabı elimden bırakamadım.
"Yok artık!" dedirten o büyük sürprize gelince... Gerçekten ipuçlarını gözümüzün önüne koymuş ama ben bakıp görememişim. Zekice kurgulandığı kesin.
Kitabın en büyük artısı, sıradan bir cinayet romanı gibi değil de arkasına Euripides’in "Alcestis" trajedisini alması. Modern bir gerilim hikayesini antik bir temele oturtmak, esere edebi bir derinlik katmış.
Kurgunun matematiği, o gergin atmosfer ve finaldeki şok etkisiyle benim için son zamanların en iyi gerilimlerinden biriydi. Bazı karakterlerin motivasyonlarını biraz daha derinlemesine görmek isterdim ama o final her şeyi unutturuyor.
Puanım: 8.5 / 10
Sessizlik çöktü. Her şey durdu. Bedenimdeki her hücre söndü. Bir çiçekten dökülen ölü yapraklar gibi. Yerde sürüklenen yasemin çiçekleri... Bir yerden yasemin kokusu mu alıyorum? Evet, evet, tatlı yasemin... Belki de pencere kenarında...