Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Selamlar yine ben. Kitabı beğendim, ilk sayfasından itibaren direkt olarak beni içine çekti ve sardı zaten. Birkaç saatte oturup bitirdim. Kesinlikle herkesin en az bir kere okuması gerektiğini önerdiğim bir kitap. Konusu bir takım psikolojik sorunları ele alıyor. Okudukça insanı diğer satırları da okumaya ikna eden türden. Açıkçası bu kitap bir takım konularda gözlerimi açmama sebep oldu. "Hiç kimse ölmek için savaşmamalı, yaşamak için savaş vermeli." Veronika dünyanın kısır, monoton döngüsü içinde kendini sıkışıp kalmış hissederek erkenden hayatına son vermeyi hedefleyerek intihar ediyor. Başarısız bir intihar girişiminin sonucunda da kendini bir akıl hastanesinde buluyor. Ardından sadece bir haftasının kaldığını ve öleceğini öğreniyor. İlk başlarda ölümü beklemek yerine kendi iradesiyle ölüme bir an evvel kavuşmayı düşünüyor. İntihar etmek için yollar arıyor vesaire ama sonra o hastanede farkına vardığı bir takım şeyler onun hayatın aslında yaşamaya değer olduğunu fark etmesini sağlıyor. Bu süreçte bir takım kişilerle tanışıyor, onların hikayeleri hem okuyucuya hem de Veronika'ya ders veriyor. Veronika günleri azaldıkça yaşama isteğini daha çok duymaya başlıyor kalbinde ve bende ters köşe olmadan evvel bu yüzden çok üzülüyordum. Hatta kitabın ortasında bırakmayı düşündüm çünkü sonuçta Veronika ölecekti. İtiraf etmek gerekirse ilk sayfalarda yazarın Veronika'yı öldürmeyeceğini zaten aklımdan geçirmiştim ama sayfalarda kayboldukça bu düşünce de zihnimden silinip gitti çünkü Veronika gibi bende onun öleceği düşüncesine kaptırmıştım kendimi. Eduard ile yaşadığı aşk -ya da başka bir şey bilmiyorum- da içime ziyadesiyle işledi. Son anlarında Veronika bir adamın belki de hayatının daha fazlasının mahvolmasına engel olduğu için ayrı bir üzüldüm. Neyse Veronika ölmedi, bu