Cudi Dağı yalnızca bir coğrafya değil; bastırılmış hafızanın, bölünmüş hayatların ve ısrarla sürdürülen varoluşun adı. Bu kitap, resmi anlatıların dışına taşan tanıklıkları, parça parça edilmek istenen bir halkın sessiz direnç hatlarını ve bir dağın eteklerinde büyüyen insan hikâyelerini bir araya getiriyor. Anlatı; sahadaki gözlemler, kişisel tecrübeler ve yıllara yayılan bir arayışın izleriyle, inkârın dilini çözüp hakikatin sesini görünür kılıyor. Cudi’nin sisinde kaybolmuş ayrıntılar, sayfalar ilerledikçe yerini berrak bir resme bırakıyor: Korkudan değil, ısrardan doğan bir hafıza… Umudun, en dar zamanda bile kendine yol açtığı bir gelecek ihtimali… Cudi Dağı; felaket ile dayanıklılık, kayıp ile ısrar arasındaki gerilimi anlatırken okuru, yalnızca tanık olmaya değil, duymaya ve hatırlamaya çağırıyor.