Kitabı okurken rastladığım bazı cümlelerde dedim ki; bu kadar derin bir hüzün, okuru incitmeden, bu kadar mı sadelikle ifade edilir. Yine bazı cümlelerde dedim ki; bu kadar derin bir umut, okura bir rüzgar esintisi ile bu kadar mı naif ulaştırılır.
İşte öyle yazmış yazarımız; samimiyetle, öyle doğal, öyle içinden geldiği gibi... Kısa kısa öyküler var, yüzlerce sayfada anlatılamayanı iki sayfada veren. Deneme yazıları var, düşüncelerinize ortak olan. Ama o bölüm aralarına yerleştirilen cümleler yok mu; işte onlar ayrı bir ulaşıyor okura. Zaman zaman bir durup düşünmek, zaman zaman şöyle derin bir nefes almak istiyorsunuz. İnsan olduğumuzu hatırlatıyor çünkü, o ince noktanıza değiyor.
Peki ne anlatıyor bu kitap derseniz; seni anlatıyor derim, beni, bizi... Komşu Ayşe teyzenin hikayesini, çocukluğumuzu, gün içinde sosyal medyada gördüğün tanıdık gelen ya da yabancı gelen hayatları... Aslında kitabın adı tam da içeriği yansıtıyor. Hayat bir 'Türlü Telaşlar Değirmeni'. İnsan onun içinden geçip şekilleniyor. Kayıplar, kazançlar, deneyimler, seçimlerden geçiyorsun değirmende, zaman geçtikten sonra ortaya bir 'sen' çıkıyor. Ve tabiki duygular... Hüzün, neşe, acı, öfke ama illaki umut... Her daim umut...
Büyük bir keyifle okuduğum anlaşılmıştır sanırım, tavsiyemdir.