Durmuş Ali ÖZBEK

Durmuş Ali ÖZBEK
@dalice
64 okur puanı
Kasım 2022 tarihinde katıldı
Reklam
EKMEK VE GURUR
Bir fırıncı, dükkânının önünde titreyen, aç bir adama rastladı. Adamın üstü başı perişan, yüzü solgundu. Fırıncı, içinden bir an tereddüt geçtiyse de, tezgâhtan sıcacık bir somun ekmek aldı, adama uzattı. “Al, karnını doyur,” dedi, sesinde bir iyilik tınısı, ama gözlerinde bir hesap. Adam ekmeği aldı, teşekkür etti, tam bir lokma koparacakken fırıncı seslendi: “Aman, o ekmeği yavaş ye, bu tam buğday, özel undan, ziyan etme!” Adam başını salladı, ekmeği ısırdı. Birkaç adım atmıştı ki fırıncı yine seslendi: “Hey, o ekmeği sakın yere düşürme, üstü susamlı, dökülürse yazık olur!” Adam durdu, ekmeğe baktı, sustu. Biraz daha yürüdü, fırıncı bir kez daha bağırdı: “Bak, o ekmeği hepsini yeme ha, o kadar emek verdim, paylaş başkasıyla!” Adam durdu. Yüzünde ne öfke ne kırgınlık, sadece yorgun bir tebessüm. Ekmeği elinde tarttı, sonra yavaşça fırına geri döndü. Tezgâha koydu ekmeği, “Sağ ol, ama ben açlığıma razıyım,” dedi. Cebinden buruşuk bir kâğıda sarılı bayat bir ekmek parçası çıkardı, onu kemirmeye başladı ve yoluna devam etti. Not: Öyküdeki olayın sizde uyandırdığı duyguyu yazar mısınız? 16.06.2025 Konya Durmuş Ali ÖZBEK
İnsan ve Hayat
GÖÇMEN KUŞLARIN YUVASI
Suriye’deki savaşın gölgesinde büyüyen Ahmad, sekiz yaşında bir çocuktu. Ailesiyle birlikte Türkiye’ye sığındıklarında, yanlarında sadece birkaç eşya ve umut kırıntıları vardı. İstanbul’un kenar mahallelerinden birinde, eski bir apartmanın bodrum katına yerleştiler. Ahmad’in babası inşaatlarda çalışmaya başlamış, annesi ise komşuların verdiği ufak tefek işlerle geçimlerine destek oluyordu. Ancak Ahmad’in gözleri, yeni dünyasında bir şey arıyordu: bir dost, bir yuva. Mahallede yaşayan Ceylin, on yaşında, meraklı bir kızdı. Okul çıkışlarında sokakta top oynayan çocukları izler, ama Ahmad’in hep kenarda durduğunu fark etmişti. Ahmad, diğer çocuklarla konuşmaya çekiniyor, onların oyunlarına katılamıyordu. Bir gün Ceylin, topu Ahmad’e doğru yuvarladı. “Oynar mısın?” dedi gülümseyerek. Ahmad, utangaç bir şekilde başını salladı. O an, bir dostluğun ilk adımı atılmıştı. Zamanla Ceylin, Ahmad’in hikayesini öğrendi. Savaşın korkunç anılarını, kaybettiği oyuncaklarını, Suriye’deki bahçesinde bıraktığı kedisini… Ceylin, Ahmad’in hüznünü dağıtmak için bir plan yaptı. Mahalledeki çocukları topladı ve bir “yardım günü” düzenlemeye karar verdiler. Herkes evinden bir şeyler getirecekti: eski kıyafetler, oyuncaklar, belki bir battaniye. Ceylin’in annesi de kek yaptı, babası eski bir bisikleti tamir etti. Yardım günü geldiğinde, mahalle meydanı renkli bir panayıra dönüştü. Ahmad, gözlerine inanamadı. Bir çocuk ona kırmızı bir top uzattı, bir diğeri eski ama sağlam bir mont verdi. Ceylin, Ahmad’e bir kutu boya kalemi hediye etti. “Bunları kullanıp bahçendeki kediyi çizebilirsin,” dedi. Ahmad’in yüzünde ilk kez kocaman bir gülümseme belirdi. O gün, sadece Ahmad’in değil, tüm mahallenin yüreği ısındı. Suriyeli göçmen aileler, mahallelinin sıcaklığını hissetti. Çocuklar birlikte oyun
İnsan ve Hayat
Reklam