BAHARIN İLK SABAHLARI
Tüyden hafif olurum böyle sabahlar Karşı damda bir güneş parçası, İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar; Bağıra çağıra düşerim yollara; Döner döner durur başım havalarda. Sanırım ki günler hep güzel gidecek; Her sabah böyle bahar; Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum. Derim ki: "Sıkıntılar duradursun!" Şairliğimle yetinir, Avunurum. |\Orhan Veli
Alıntı
Rahatsın Can olmayınca senin Damda incinir mi tenin Rahatsın,zannımca cennet senin Meydan da senin tellal da De bağırsın tüm fitneyi! Deli Filozof
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Düğün hengamesine sırt dönüp güneşin batışına dalmış iken; fon müzikte 'Neriman damda dolanır' 😊 Yozgat/ Yerköy
Noksani Baba - Kul Hüseyin
Hüseyin; beyhude âh etme nâçar Bir kapı örterse birini açar Buna dünya derler hepisi geçer Hangi günü gördün akşam olmamış Beyhûde gamlanma dîvâne gönül Cümle âlemin rızkını veren var Yaptığın hatâları bilmiyor sanma Gece karıncayı gören var Hakk'ın toprağında hakkım var deme Damda harmanda hakkım var deme Güçlü kuvvetliyim arkam var deme Sırt üstü insanı yere vuran var.
1000Kitap
Gelincik günü...
Akşamüstü kızıllığı ele geçirirken gökyüzünü, uzaklardan gelen bir rüzgâr, buğday başaklarıyla dans eder gibi oynuyordu son oyununu. Çok yağmur taşımış yorulmuştu bu sene. Bulutlardan hayaller birleştiriyordum, uçsuz bucaksız köyler kuruyordum kafamda. Karacadağ’ın hemen tepesinde, dağdan sıyrılmış maviliğiyle dolunayı gördüm o anda. Mavi bir aydı bu! İki, üç yılda bir gelirdi köye. Bu gece yine o masal var demekti bu! Keçileri hemen toparlayıp dedeme, köydeki adıyla Apê İsmet'e yetişmeliydim. Tüm köy dedemin evinde toplanacak masal dinlemeye geleceklerdi. En önde hemen dedemin yanında yer bulmalıydım. Ayda bir dedemde toplanır masallar dinlerdi tüm köy. Dolunay gecelerinde, dedemin evi diğer gecelere göre daha aydınlık olurdu. Yaşlılar ve çocuklar dama dizilir, kadınlar avluda otururdu. Dengbejler gelir, gece boyunca uzun uzun acılarını paylaştırırdı herkese. Herkes kendi payı kadar acısını alır geri dönerdi evine. Keçi çobanı olmamı da dedem istemişti. Keçi çobanı flütü yapmıştı bana hemen evin önündeki dut ağacının dalından. İyi üflüyor, keçileri sakinleştirir bu çocuk diyerek kandırmış babamı. Keçilerle olan anılarım biraz fazladır benim bunları size anlatmaya kalkarsam dedemin masalına yetişemeyebilirim. Bu yüzden keçileri köpeğim Tomi ile hemen toplayıp evin yolunu tuttuk hep beraber. Damın her tarafına gaz lambaları, lüküsler yerleştirilmiş, en güzel kıyafetlerini kuşanmış kadınlar avluya baharı taşımıştı. Damda ise köyün önde gelen adamları bayramlık şalvarlarını miğfer edasıyla kuşanmış, tütün kutularını sabahtan doldurmuştu. Bu gece çok derindi, tıpkı tarih gibi. ‘’Gelincik günü’’ masalını anlatacaktı, çünkü bana söz vermişti, mavi ay çıkınca onu anlatacaktı. Dedem hep sözünü tutardı ve bana ''Sen yerde kala ama sözün yerde kalmasın'' derdi. Herkes
RÜZGÂR BİZİ GÖTÜRECEK küçücük gecemde benim, ne yazık rüzgârın yapraklarla buluşması var küçücük gecemde benim yıkım korkusu var dinle karanlığın esintisini duyuyor musun? bakıyorum elgince ben bu mutluluğa bağımlısıyım ben kendi umutsuzluğumun dinle karanlığın esintisini duyuyor musun? şimdi bir şeyler geçiyor geceden ay kızıldır ve allak bullak ve her an yıkılma korkusundaki bu damda bulutlar sanki, yaslı yığınlar misali yağış anını bekliyorlar bir an ve sonrasında hiç. bu pencerenin arkasında gece titremede ve yeryüzü giderek durmada bu pencerenin arkasında bir bilinmez seni ve beni merak ediyor ey baştan aşağı yeşil! yakıcı anılar gibi ellerini, bırak benim aşık ellerime ve dudaklarını varlığın sıcak duygusunu benim sevdalı dudaklarımın okşayışına bırak rüzgâr bizi götürecek rüzgâr bizi götürecek.