Mr. Brocklehurst, ne yazık ki göremiyordu. Görebilseydi o da algılardı ki bu kızların dış kalıplarına dilediği biçimi verebilmek için ne yaparsa yapsın, iç dünyalarının üzerindeki etkisi kendisinin sandığından çok daha azdı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bence yaşam çok kısa. Günlerimizi kin gütmekle, bize yapılan kötülüklerin çetelesini tutmakla geçirirsek çok yazık! Bu dünyada hepimizin, her birimizin bir sürü kusuru olduğu su götürmez. Ama, bir gün gelecek, umarım yakında bir gün, bu kusurları ölümlü bedenlerimizde bırakıp sıyrılacağız.  Bu et yüküyle birlikte bütün günahlarımız,  bayağılıklarımız üzerimizden düşecek. Geriye ruhun kıvılcımı kalacak yalnız... Elle tutulmayan yaşam özü; Tanrı’dan koptuğu zamanki kadar saf, gene geldiği yere geri dönecek. Belki de insandan daha yüksek bir varlığa ruh verecek bu kez. Belki basamak basamak yükselecek, bir zamanlar soluk insan ruhunu oluşturan bu öz, sonunda, meleklerin parıl parıl ruhları olarak yükselecek. Bunun tersi olması, Yani Tanrı’dan kopan yaşam özünün insan ruhundan canavar ruhuna inerek soysuzlaşması olamaz, değil mi? Yok, yok , inanmam ben buna.
Demek ki sana iyilik yapanlara karşı sen de iyisin. Ben de böyleyim. Acımasız, haksız olanlara da iyi davranır, boyun eğersek, kötülere fırsat vermiş oluruz. Bu kez kötüler hiçbir şeyden korkmadıkları için iyi olmaya çalışmazlar, git gide daha kötü olurlar. Bize yok yere vuranlara biz de var gücümüzle vurmalıyız. İnanıyorum ben bunu. Hem öyle yaman vurmalıyız ki o insana ders olsun da o işi bir daha yapmasın.
Kendi kendime, “Nasıl oluyor da bu kadar sakin, bu kadar dirençli dayanabiliyor bu duruma?” diyordum. “Onun yerinde ben olsaydım, yer yarılsa da içine geçsem derdim yüzde yüz. Ama onun cezasından çok daha başka bir şey düşünüyor gibi bir duruşu var; burada olmayan, gözle görülmeyen bir şey. Hani, gözü açık düş görmek derler ya... Şimdi o da böyle gözü açık düş mü görüyor yoksa? Gözlerini yere dikmiş ama baktığı yeri görmediğine kalıbımı basarım. Gözleri kendi içine, kendi yüreğine çevrilmiş sanki... Şimdiki durumunu değil de geçmişten anımsadıklarını düşünüyor gibi. Nasıl bir kız acaba bu? Uslu mu, yoksa yaramaz mı?