📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bütün insanlar gibi bir ömür boyu yaşamın, gerçekten mutlu ve başarılı yaşamın başlayacağı günü bekleyip de bir gün aniden o noktayı çoktan aşmış olduğunu ve artık ölüme gittiğini anlayan bir adam ne hisseder diye düşünüyordu Profesör; yürek çöküntüsü mü? Evet!
"Herkes sürükleniyor" diye yazdı. "Doğulu ve İslâmî geçmişinin ahlaki değerler sisteminden kopmuş, Batılılaşma politikaları uyguladığı halde Batı değerleriyle bütünleşememiş köksüz bir toplumda referans noktalarının kayboluşu... Toplumu bir arada yaşatan, yazılı olmayan kurallar dizisi burada yok. Nihilist bir dönemden geçiyoruz; sadece ben ve çevrem değil, herkes böyle. Kimse hayatından memnun değil. Herkes derin bir huzursuzluk içinde kıvranıyor; daha iyi bir hayata ulaşmak istiyor ama o yeni hayatın ne olduğunun da farkında değil. Tarifi yok; dolayısıyla toplumun mitolojisi ve ideali de yok. Bu yüzden bir nehrin suları bizi önüne katmış götürüyor. İnsanlar akıntıdan kurtulmak için kıyıdan sarkan dallara tutunmaya çalışıyorlar. Kimi din dalına tutunuyor, kimi milliyetçilik, kimi Kürtçülük; kimi ise nihilizme gömülüyor."
Sabanın ilk ışıklarıyla birlikte gecenin hayalleri dağılıyor, güneş sanki insanları gerçeğe çağıran bir haberciymiş gibi, karanlıkta çok akla yakın ve uygulanabilir gelen şeylerin birer deli saçması olduğunu insanın yüzüne vuruveriyordu. Her insan gibi Profesör de geceleri Don Kişot, gündüzleri ise Sanço Panza'ydı.
Meryem uykuya dalmadan önce, "Bibi" dedi, "niye horozlar ötmüyor artık?"
"Horozlar hep öter!" dedi bibisi. "Ama bazı insan duyar, bazısı duymaz."
Meryem, "Ben artık duymuyorum." dedi.
"Sabah olmasını istemiyorsun da ondan." diye yanıtladı onu Gülizar Ebe.