Çünkü insan çok gençlikte, hani üç senede, beş senede bir şeylerin olacağını zanneder. ‘Şu anda böyleysem, on sene sonra şöyle’ der ve bu hesapların hiçbirisi çıkmaz. Ortada hesap da çıkmaz. O hesabı yaptığı halini bile hatırlamaz
Nereye gittiğini bir yana bırakın, nereden geldiğini bile bilmiyor insanlar. Kişi, yolculuğunun varış noktası hakkında ne kadar az şey bilirse, yolculuğunu o kadar hızlandırır.
Anlamsızlığın, yaşamı dolu dolu yaşamayı engellediği için hastalıktan farkı yoktur. Birçok seyi, hatta belki de her şeyi dayanılır hale getiren anlamdır.
Terapi, kişinin kendisini dönüştürmeye çalıştığı bir alan değil; kendisini merak etmeye başladığı bir süreçtir. Değişim, "nasıl olmalıyım?" sorusuyla değil, "ben kimim, ne yaşıyorum ve bunu neden böyle yaşıyorum?" sorularıyla mümkün olur.