İnsan, bir tasarısını uygulamaya koymadan önce onun üzerinde yeterince ve hep yeniden düşünmelidir; bu konudaki her şeyi en ince ayrıntısına dek düşündükten sonra bile, tüm insani bilginin her şeye ulaşamadığını, bu yüzden araştırmanın ya da önceden görmenin olanaksız olduğu koşulların her zaman ortaya çıkabileceğini ve hesapları geçersiz kılabileceğini de düşünmelidir(…) Ama bir kez karar verilip de işe koyulundu mu ve iş yürümeye başlayıp da geriye sonucu beklemek kaldı mı, o zaman, yapılmış olan üzerinde sürekli düşünüp endişelenmemeli ve olası tehlikeler üzerinde ikide bir kaygılanmamalıdır; daha çok konudan bütünüyle uzaklaşılmalı, bu konu hakkındaki tüm düşünce yelpazesi kapatılmalı, zamanında her şeyin yeterince düşünülüp tartıldığı düşüncesiyle sakinleşilmelidir.
Kendi kendine yetmek, kendi kendisi için her şey olmak ve tüm varlığımı kendimde taşıyorum diyebilmek, elbette mutluluğumuz için en yararlı özelliktir.
Bugünkü günün yalnızca bir kez geldiğini ve bir daha asla gelmeyeceğini sürekli aklımızda bulundurmalıyız. Oysa bugünün, yarın yeniden geleceği kuruntusuna kapılırız: Ne var ki yarın bir başka bir gündür ve o da yalnızca bir kez gelir.
Yaşam bilgeliğinin önemli bir noktası, biri diğerine zarar vermesin diye dikkatimizi biraz bugüne biraz da geleceğe yöneltişimiz arasındaki orantının doğruluğuna dayanır. Çoğu kimse, fazlasıyla bugünde yaşar, bunlar düşüncesizlerdir; bazıları da fazlasıyla gelecekte yaşarlar, bunlar da korkaklar ve endişelilerdir.